. İLK TÜRK KADIN MİTİNGİ .
10 Aralık 1919 günü Kastamonu Müdafaa-i
Hukuk Hanımlar Cemiyeti tarafından Kız Öğretmen Okulu’nun bahçesinde 3 binden
fazla Kastamonulu kadının katılımıyla düzenlenen Türk kadınının yurt
savunmasındaki kararlılığını ve örgütlü gücünü dünyaya ilan ettiği “İlk Türk
Kadın Mitingi”nin 106. yıldönümü kutlu olsun.
10
Aralık 1919'da Kastamonu'da yakılan bu ışık, yalnızca bir protesto değil, aynı
zamanda Anadolu kadınının bağımsızlık mücadelesindeki sarsılmaz iradesinin bir
simgesidir.
İşgallere
karşı kadınların kendi organizasyonlarıyla düzenlediği ilk büyük çaplı açık
hava toplantısıdır.
Zekiye
Hanım önderliğinde kurulan düzenleme heyeti; ABD Başkanı Wilson’ın eşine,
Fransa Cumhurbaşkanı’nın eşine ve İngiltere Kraliçesi’ne telgraflar çekerek
işgalleri protesto etmiş, seslerini dünyaya duyurmuşlardır.
3
binden fazla kadının soğuk bir kış gününde bir araya gelmesi, Kurtuluş
Savaşı'nın yalnızca cephede değil, toplumun her kesiminde verildiğinin en büyük
kanıtıdır.
Şerife
Bacıların, Halime Çavuşların ve bu mitingi düzenleyen o yürekli
hanımefendilerin ruhu şad olsun.
Kastamonu’daki
o tarihi günde, yurt işgaline karşı yükselen sesler hem çok vakur hem de derin
bir hüzün ve kararlılık içeriyordu.
Mitingin
en can alıcı anı, Tertip Komitesi Başkanı Zekiye Hanım’ın yaptığı
konuşmaydı.
Zekiye
Hanım, konuşmasına Türk kadınının asaletine ve içinde bulunulan haksız duruma
vurgu yaparak şöyle başlamıştı:
"Kardeşler!
Hanımlar!
Daha
bir sene evveline kadar tarihin en şerefli sayfalarını dolduran milletimiz,
bugün en büyük felaketlerle karşı karşıyadır. Dört taraftan haksızca
saldırılara uğrayan yurdumuz, parçalanmak ve yok edilmek isteniyor. Biz
kadınlar, tarihimizin bize yüklediği sorumluluktan kaçamayız."
Konuşmasının
devamında, işgalci güçlerin adaletsizliğine şu sözlerle sitem ediyordu:
"Hak
diyoruz, adalet diyoruz; fakat görüyoruz ki hak da adalet de yalnızca güçlü
olanlar içindir. Bizim evlatlarımız, kardeşlerimiz cephelerde kan dökerken;
bizler burada sessiz kalamayız. Eğer yaşamak hakkımız ise, bu hakkı
savunmak da vazifemizdir."
"Yurdumuz
işgal altındayken, namusumuz tehdit altındayken biz evlerimizde oturup gözyaşı
dökemeyiz. Biz Türk kadınları, gerektiğinde cephedeki kardeşlerimize mermi
taşıyacak, gerekirse onlarla omuz omuza canımızı vereceğiz. İşgali kabul
etmiyoruz, etmeyeceğiz!"
Bu
nutuk yalnızca orada bulunan 3 bin kadını ağlatmakla kalmamış, aynı zamanda
dünya liderlerinin eşlerine gönderilen şu sert telgrafa da temel oluşturmuştur:
"Biz,
Türk kadınları, erkeklerimizle beraber yurdumuzu korumaya kararlıyız. Medeni
dünya, bu haksız işgallere sessiz kalarak kendi ilkelerini çiğnemektedir."
Bu
konuşmalar ve telgraflar, Anadolu’daki direnişin yalnızca askeri bir hareket
değil, bir topyekün millet direnişi olduğunu tüm dünyaya
kanıtlamıştır.
Kastamonu
Müdafaa-i Hukuk Hanımlar Cemiyeti, Milli Mücadele döneminde Anadolu’nun sesini
dünyaya duyuran en “organize” ve başı dik kadın hareketlerinden biridir. “Cemiyet”,
yalnızca bir "yardım derneği" değil, yurt savunmasında siyasi ve
sosyal bir güç birliği olarak tarihe geçmiştir.
Cemiyet,
1919 yılının sonbaharında ekim ayı içinde Kastamonu’daki yurtsever hanımlar
tarafından kurulmuştur. İlginç ve anlamlı olan, cemiyetin yönetiminde şehrin
ileri gelenlerinin eşlerinin yanı sıra, dönemin eğitimli ve aydın kadınlarının
yer almasıdır.
--Fahri
Başkan: Mevlevi Şeyhi Amil Çelebi’nin eşi.
Başkan: Polis
Müdürü Halil Bey’in eşi Zekiye Hanım, mitingin de öncü adıdır.
-Genel
Sekreter: Sıhhiye Müdürü Dr. Ferruh Bey’in eşi.
-Üyeler: Maarif
Müdürü Talat Bey’in eşi Saime Hanım, Defterdar Ferit Bey’in eşi Kamuran Hanım
ve ünlü yerel kahramanımız İzbelizade Hafız Selma Hanım.
Cemiyetin
çalışmaları yalnızca miting düzenlemekle sınırlı kalmamış, cephe gerisinde
hayati bir "lojistik merkez" gibi çalışmışlardır:
-Lojistik
Destek: Ordu için çorap, çamaşır ve kışlık giysi dikmek amacıyla dikiş
atölyeleri kurmuşlardır.
-Maddi
Yardım: Müsamereler, sergiler ve bağış kampanyaları düzenleyerek ordunun gereksinimleri
için ciddi miktarda para ve eşya toplamışlardır.
-Diplomatik
Mücadele: İşgalleri protesto etmek amacıyla dünya liderlerinin eşlerine
(ABD Başkanı Wilson’un eşi, Fransa Cumhurbaşkanı’nın eşi vb.) telgraflar
çekerek, Anadolu kadınının siyasi bilincini ve kararlılığını uluslararası
alanda temsil etmişlerdir.
Bu
cemiyet, Sivas’ta kurulan “Anadolu Kadınları Müdafaa-i Yurt Cemiyeti” ile
eşgüdümsel çalışmış ve “milli ruhun” Anadolu’nun her köşesine yayılmasında öncü
olmuştur.
Kastamonu’nun
işgal görmemiş olmasına rağmen bu kadar güçlü bir direniş örgütlemesi, bölge
halkının "İstiklal Yolu"ndaki fedakarlığının en büyük göstergesi olmuştur.
Hafız
Selma İzbeli’nin şu sözleri cemiyetin ruhunu özetler:
"Bizim
için ya ölüm ya istiklal... Eğer yaşamak hakkımız ise, bu hakkı savunmak da
vazifemizdir."
Bugün
bu tarihsel olayı ve Kurtuluş Savaşındaki tüm yurtsever, kahraman Türk
kadınlarını rahmetle, saygı ile anıyoruz.
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.12.21, İS.
. YAZININ TÜMÜNÜ
OKUYUNUZ:
. (YZ
destekli araştırma ve incelemeye dayanan yazım.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yapanın adı ve soyadı: