2 Ocak 2026 Cuma

KUTLAMA DİLEKLERİ

 .  KUTLAMA DİLEKLERİ

• Özellikle yıl başında ve dinsel bayramlarda ve ulusal bayramlarda birbirlerini tanıyan kişilerin, dost, arkadaş ve akrabaların karşılıklı olarak “kutlama”larda bulunmaları bir gelenek, toplumsal ilişkidir.

• Yazılmamış yasalar gibi bunun da kendine göre bir ahlaksal, etiksel çerçevesi ve içeriği vardır.

• Geleneksel olarak bakıldığında teknolojinin gelişmesi ile birlikte bu tür kutlamaların zamanla araç bakımından değiştiğini görürüz.

• İlk olarak yazılı olan kutlamalar görülmektedir.

• Özellikle toplumsal düzeyi yüksek olan kişiler biri birlerin özenle mektuplar yazarlardı.

• Kısa ya da uzun yüzeysel ya da derinlikli mektuplarda duygularını ve düşüncelerini de içine katarak kutlama mektupları yazarlardı.

• Çok daha sonraları ise yazışmalar yoluyla karşılıklı kutlamalar mektup yerine kısa “kart”lara bıraktı.

• Çok sayıda insan artık birbirlerine yazılı kutlamalarda bulunmak istediklerinde mektup yazmak hem çok uzun zaman alacaktı, hem de her tanıdığa mektup yazmanın bir hukuku oluşmamış olabilir.

• Mektubu zarf içerisine koyarak posta yolu ile göndermek yerine çok daha basit olan DIN-A 6 ölçülerinde fotoğraf baskısı türünde “tebrik kartları” yayılmağa başladı dünyanın her yerinde.

• Bir kart üzerinde adres bölümleri ve açıkça yazılan “tebrik” cümleleri..

• Kısa, öz ve basit, çok zaman almayan…

• Bir pul yapıştırılarak postaya verilen kartlar, kartpostallar..

• Özellikle kentlerin birer fotoğrafı olurdu ilk çıktıklarında, daha sonra ise başka konuları da kapsayan görseller ortaya çıktı…

• Uzun bir zaman böyle devam eden kutlamalar “dijital veri” çağının ilk ürünlerinin görülmesiyle yerini çok daha kolaylarına bıraktı.

• Artık elektronik posta vardı…

• e-Mail, e-posta her yerde kullanılmağa başlandı.

• Merak eden ve ilgilenen herkesin en az bir tane e-posta adresi oldu.

• Çok kolaydı artık kutlama yazıları göndermek ve almak:

• Herkese uygun olabilecek türde bir yazı hazırlanırdı,

• Bir de gönderilmek istenilen kişilerin e-posta adresleri seçilirdi bir yere…

• Bir tek MAİL ile bir kutlama ve toplu adresleri kaydederek, yapıştırarak….

• Gönderilirdi…

• Bu yöntem bugün de yapılabilmektedir.

• Bu arada yenikler ortaya çıktı:

• FACEBOOK, twitter, instagramm, Youtube ….

• Özellikle FACEBOOK da ortaya yazılan “kutlama”lar artık herkese sunulmuş oldu.

• Genel ve özel tüm kutlamalar çok kısa bir zamanda ve az emekle yerine getirilmeğe başlanıldı.

• Çok, çok kutlamalar, çeşit çeşit, renk renk, boy boy….

• İsteyenler üzerine alıntı yaptı ve yanıtladı, karşılık verdi.

• İstemeyenler ise “hiiiç görmemiş” gibi ilgilenmeden, kıyıdan bir yerlerden bakıp geçti.

• Evet tüm tür yeni ilişkiler şimdi de çok daha farklı sosyal ve psikolojik boyutları da beraberinde getirdi..

• Dijitalleşmeyle birlikte elektronik çağ yerini “dijital çağa” bırakmaktadır.

• Dijital kavramı bu çağı tam olarak kapsayamamaktadır.

• Elektronik ve dijital ortamlar bütünleşme özelliğiyle birlikte bütünleşik bir yapı kazanmaktadır.

• İçinde bulunduğumuz dönem “bilişim çağı” olarak adlandırılabilir.

• Yeni tür medya ile dengeler yerinden oynamaktadır.

• Okuma, yazma kuralları etkilenmekte, değişmekte ve yeni tür iletişim dilleri ortaya çıkmaktadır.

• Bu medyayı kullanan insanların psikolojisi, davranışları çok etkilenmektedir.

• “Yeni medya” dediğimizde aslında teknolojik yeniliklerden çok “sosyal ortam”ın yeni olduğunu anlamamız gerekir.

• Bu yeni ortam çok fazla farkına varılmasa bile kişilik yapıları, düşünce biçimleri çok etkilenmektedir.

• Son 10 yılda medya sektöründe yaşanan değişim toplumu ve bireyleri de değiştirmektedir.

• Birçok olanağı aynı anda sunması, coğrafi ve fiziki mekanları, zamanı ortadan kaldırması nedeniyle her kesimde büyük ilgi odağı olan sosyal medya kullanıcısını olan insanları hem üretici, hem tüketici olarak konumlamaktadır.

• Duyuları biçimlendiren ve zihinsel algılarında köklü değişiklikleri sağlayan yeni medya, bireylerin yaşam biçimlerini, iletişimdeki süreçlerini ve daha birçok etkenleri değiştirmeye devam etmektedir.

• Bu konumlanma ise beraberinde “etik” sorunları getirmiştir.

• İnsanların yaşamlarında alışkanlıklar çok önemlidir.

• Yaşamın merkezi durumuna gelen bu tür yeni medya “insan davranışlarını”, “kişiliği” de çok etkilemektedir.

• İnsanların tanıdıkları, tanımadıkları pek çok kişiyle iletişime geçebilmesi, eş zamanda binlerce insanla, binlerce mesaj paylaşımında bulunabilmesini sağlamış olmaktadır.

• Bu kadar geniş boyutlu ve özellikleri barındıran bu ortamda birey nasıl davranacağını tam olarak kestirememektedir.

• Sanki bir gizli köşede durup, saklanır gibi olup, ortaya hiç çıkmayanlar da var, her yere girip, çıkan ve her yerde görülmek istenilen de var…

• Birbirlerini iyi tanıyan, yüz yüze tanıyan, gerçek yaşamdan tanıyanlar da var.

• İnsan ilişkileri nasıl olmalıdır?

• Hangi tür davranışlar “doğru”dur?

• Bir tanıdığınız kişi bir şeyler yazdığında, mesaj gönderdiğinde onu “hiç görmemiş” gibi davranıp geçiştirmek nedenli ahlaksaldır?

• Yolda karşılaştığınız bir tanıdığınıza selam verdiğinizde o size hiçbir karşılık vermeden geçip gitse, ne düşünürsünüz, neler his edersiniz?

• Sanmıyorum hiç kimse bu tür birçok yanlışı hoş karşılamaz.

• Örneğin FACEBOOK sayfasında kendine arkadaş olmuş olanların kendi yazdıklarını, paylaşımlarını izlemesini, okumasını ve bir “reaksiyonda” bulunmasını bekler.

• Özellikle de çok iyi tanıdığı, yaşamın bir bölümünü birlikte paylaştığı sayfa arkadaşlarının bir karşılık vermesini bekler.

• Bu tür beklentiler çok doğaldır ve de sağlıklıdır.

• Bunun tersi ise yanlıştır ve hiç de hoş değildir.

• Bu tür davranışta bulunan sayfa arkadaşını “liste”sinden çıkarsa nasıl olur?

• Öte yandan bu tür sosyal medya herkes tarafından izlenip, incelenip, okunabildiği için kullanılan dilin türü ve içeriği de çok temiz ve uygun olmalıdır.

• Çok “özel” paylaşımlar yarardan çok zarar verir ve doğru da değildir.

• İDEOLOJİK sunumlar ve baskılamalar da hoş olmaz.

• Birisinin sayfasında arkadaş olmak istedi iseniz, özgür iradeniz ile kabul ettiğinize göre o arkadaşın paylaşımlarına, yazdıklarına görmemezlikten gelmeniz, o kişiyi takip etmemeniz pek de etiksel değildir.

• İstemiyor iseniz orada yer “almamak” daha iyi değil midir?

• Hem o listede olup, hem de yok gibi bir tutum içerisinde bulunmak doğru bir tutum mudur?

• Çok basit bir kural olan şu söze uymak gerekir:

-   “Sana” yapılmasını istemediğini sen de başkalarına “yapma”!

.    Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2021.01.01, İS.

 

NELER BEKLENMELİ

 .   NELER BEKLENMELİ

- Gelecek için insandan neler beklemeli?

- Nelerin, nasıl olmasını istemeliyiz?

- Nasıl davranılmasını beklemeli?

- Toplum önüne çıkan insanlardan neler beklemeliyiz?

• Düşüncelerimiz, zihinsel algılarımız ve birikimlerimiz bizlere yön verir.

• Neleri ve nasıl “düşünür” isek etkileniriz ve beynimizi de bu yönde çalışmaya zorlamış oluruz.

• Son yılların en geniş çalışma alanlarından birisi olan “insan zihnini” etkileme, yönlendirme ve de biçimlendirme çalışmaları oldukça başarılı oluyor.

• Sıradan insanlar artık kendi “özgür” ve “içsel” davranışlarını geliştirip, buna göre davranabilecekleri yerde toplumdan yeni tür medyadan etkilenerek çok değişik, bazen de pek güzel olmayan davranışlar gösterebilmektedir.

• Bazen de çok ünlü ve tanınmış, önemli görevlerde bulunan kişilerin bile konuşma biçimleri, kullandığı konuşma kalıpları çok dikkati çekmekte olabilmektedir.

• Özel yaşamdaki sözlü dil bile önemli olsa da özellikle halkın önünde, herkese açık ortamlarda kullanılan dil ister sözlü, ister yazılı olsun çok düzgün ve iyi bir düzeyde olmalıdır.

• Örnek alınabilecek seçkin bir dili kullanmayan her kişi için aslında kınama yapılsa bile yeridir…

• Özellikle herkesin erişebileceği ortamlarda karşılaşılan kişilerden neler beklemeliyiz?

. Dilini düzgün kullanmalı

. Hiç kimseye hakaret etmemeli

. Kimseyi aşağılamamalı

. Hiç kimseye bir lakap takmamalı

. Dürüst olmalı

. Yalan söylememeli

. Abartılı davranmamalı

. Hiç kimseye abartılı övgülerde bulunmamalı

. Partizanca davranmamalı

. Beden dilini doğru kullanmalı

. Giyimi düzgün ve bakımlı olmalı

. Hiç kimseye iftirada bulunmamalı

• Bu özellikleri istemek, hem bizim kültürümüze, hem de görgü kurallarına, uygarlık düzeyine uygundur.

• Bu tür düşünce ne bir hayalcilik, ne bir saflık ne de boş bir laftır.

• Neden güzel, doğru ve iyi olanı istemeyelim ki…

• Tek, tek nasıl ki iyi ve doğru değerleri yitirdiğimizi gözlemliyor isek, yine buna karşın herkes güzel ve iyi olanı kendi başına da olsa, istemelidir.

• Kurumlar da kendi iç döngülerine yönelik olarak bu tür istemlerde bulunmalıdır.

• Hele aile yaşamı tüm bireyleri ile temiz ve düzgün davranışları seçmeli ve uygulamalıdır.

• Nasıl ki “kötü alışkanlıklar” var ve onlardan vaz geçmemiz söyleniliyorsa, biz de “iyi alışkanlıklar” edinmeliyiz.

.....     Ne dersiniz?

.    Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2021.01.02, MŞ.