25 Kasım 2025 Salı

Kadına Yönelik Şiddet

  .       25 Kasım

    Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü 
Küresel bir sorun olan kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için büyük bir öneme sahiptir.
Tarihçesi ve Anlamı
-Gün: Her yıl 25 Kasım'da anılır.
-BM İlanı: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1999 yılında bu günü resmen ilan etmiştir.
-Tarihsel Köken: Bu günün belirlenmesi, Dominik Cumhuriyeti'nde diktatörlüğe karşı mücadele eden Mirabal Kardeşler'in (Patria, Minerva ve Maria Mirabal) 25 Kasım 1960'ta vahşice katledilmesi olayına dayanmaktadır. Bu acı olay, kadınların baskı ve şiddete karşı direnişinin sembolü haline gelmiştir.
-İlk Kutlama: Gayri resmi olarak ilk kez 1981 yılında Latin Amerika Kadın Kurultayı'nda "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edilmiştir.
Temel Amacı ve Önemi
Bu günün temel amacı, kadına yönelik şiddetin küresel bir insan hakları ihlali olduğunu vurgulamak ve bu sorunun ortadan kaldırılması için toplumsal ve hukuki mücadeleyi güçlendirmektir.
-Dayanışmayı Güçlendirmek: Kadın örgütleri ve tüm paydaşlar arasında uluslararası dayanışmayı sağlamak.
-Hükümetleri Harekete Geçirmek: Devletleri, şiddeti önleme, şiddet mağdurlarını koruma ve failleri cezalandırma konusunda somut adımlar atmaya çağırmak.
-Farkındalık Yaratmak: Kadınların aile içinde, sokakta, okulda, iş yerinde ve özel hayatında maruz kaldığı fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet gibi her türlü şiddet türüne dikkat çekmek.
-İnsan Hakkı Vurgusu: Kadına yönelik şiddetin bireysel bir sorun değil, evrensel bir insan hakkı ihlali olduğunu hatırlatmak.
-Toplumsal Dönüşüm: Şiddetin kökeni olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığı ile mücadele etmek, eğitim sistemleri ve medya dili üzerinden zihniyet dönüşümü sağlamak.
Mücadele Alanları
-Kadınların hukuki kazanımlarının korunması ve geliştirilmesi.
-Şiddet mağdurları için sığınma evleri ve danışma merkezlerinin yaygınlaştırılması.
-KADES gibi uygulamaların ve ALO 183 gibi hatların bilinirliğinin artırılması.
-Toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan eğitim ve farkındalık programlarının uygulanması.
-Bu gün, her üç kadından birinin hayatının bir döneminde şiddete maruz kaldığı gerçeğiyle yüzleşmek ve "Kadına Yönelik Şiddet İnsanlığa İhanettir" anlayışıyla bu suça karşı kararlı bir duruş sergilemek için bir çağrıdır.
Türkiye'deki yasal düzenlemeler (örneğin 6284 sayılı Kanun) hakkında
Bu konuda Türkiye'deki yasal düzenlemeler ve yöntemler nelerdir?
Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadele, uluslararası sözleşmelerden alınan ilhamla oluşturulmuş, kapsamlı bir yasal çerçeveye ve çeşitli uygulama mekanizmalarına dayanmaktadır.
Temel Yasal Düzenlemeler
Mücadelenin temelini oluşturan ana yasal düzenleme 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'dur.
1. 6284 Sayılı Kanun
-Amacı ve Kapsamı: Bu kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunmasını amaçlar.
-Temel İlke: Şiddet mağdurlarının korunması için herhangi bir delil veya belge şartı olmaksızın, talep, ihbar veya resen (kendiliğinden) inceleme yoluyla koruyucu tedbirlerin alınabilmesine olanak tanır.
-Tedbir Kararları (Örnekler):
-Şiddet uygulayan kişinin mağdurun konutundan, iş yerinden ve bulunduğu diğer yerlerden uzaklaştırılması (Uzaklaştırma Kararı).
-Mağdura ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara uygun barınma yeri (Kadın Konukevi) sağlanması.
-Hayati tehlike söz konusu ise mağdurun geçici koruma altına alınması (yakın koruma).
Geçici maddi yardımda bulunulması.
-Hukuki, psikolojik, mesleki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
-Şiddet uygulayan kişinin silahına el konulması.
2. Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Diğer İlgili Kanunlar
-TCK: Şiddet eylemlerinin (yaralama, tehdit, hakaret, cinsel saldırı, eziyet vb.) suç olarak tanımlanması ve cezalandırılmasını düzenler. Töre/namus saikiyle işlenen suçlar ve aile içi şiddet, cezayı ağırlaştırıcı nedenler arasında yer alabilir.
-Anayasa: Kadın ve erkeklerin kanun önünde eşit haklara sahip olduğunu belirtir ve Devleti bu eşitliği sağlamakla yükümlü kılar (Madde 10). Ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri almak da Devletin sorumluluğundadır (Madde 41).
-Uluslararası Sözleşmeler: Türkiye, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve bir dönem yürürlükte kalan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) gibi uluslararası metinlere taraf olmuştur.
Şiddetle Mücadele Yöntemleri ve Mekanizmaları
Şiddet mağdurlarına destek ve koruma sağlamak için çok disiplinli bir yaklaşımla çalışan çeşitli kurum ve mekanizmalar mevcuttur:
-ŞÖNİM -Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı)
Şiddet mağdurlarına yönelik destek, koruma, hukuki, psikolojik ve sosyal rehberlik hizmetlerini tek bir merkezden koordine eder.
-KADES -Kadın Destek Uygulaması (Emniyet Genel Müdürlüğü)
Akıllı telefon uygulaması aracılığıyla, acil durumlarda kadının konumunu en yakın kolluk kuvvetine anında ulaştırır.
-ALO 183-Sosyal Destek Hattı
Kadına yönelik şiddet, ihmal, istismar ve ayrımcılık vakalarında ihbar, danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunar.
-Kolluk Kuvvetleri -Polis (ALO 155/112) ve Jandarma (ALO 156)
Acil durumlarda anında müdahale eder, şiddet mağdurunu koruma altına alır ve 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararlarını uygular/aldırır.
-Kadın Konukevleri -Sığınma Evleri- Şiddet tehlikesi altındaki kadın ve beraberindeki çocuklara güvenli barınma, psikolojik ve sosyal destek sağlar.
-Adli Mekanizmalar -Cumhuriyet Savcılıkları ve Mahkemeler- Şiddet failleri hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütür, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararları verir.
-Mücadele, aynı zamanda şiddetin kökeni olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı eğitim, farkındalık kampanyaları ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) yürüttüğü dayanışma merkezleri ile güçlendirilmektedir.
.     Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2025.11.25, İS.
.      YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ

(YZ destekli araştırma ve incelemeye dayanan yazım.)
 


TÜRKİYE’de KADIN

.     TÜRKİYE’de KADIN   :2025   .
.  Türkiye'de cumhuriyet ile kazanılan kadın hakları ve bunların getirdikleri nelerdir?
.  Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren attığı devrim niteliğindeki adımlarla Türk kadınına Batılı birçok ülkeden daha önce ve kapsamlı haklar kazandırmıştır.
.   Bu haklar, kadınların sadece aile içinde değil, sosyal, ekonomik ve siyasi yaşamda da erkeklerle eşit statüye ulaşmasını hedeflemiştir.
A) Kazanılan Temel Haklar ve Getirdikleri
.  Cumhuriyetle kazanılan en önemli haklar ve bunların toplumsal etkileri özetle şunlardır:
.  Bu haklar, Türk toplumunda büyük bir devrim etkisi yaratarak kadını geleneksel ve ataerkil yapının sınırlamalarından kurtarmış, çağdaş bir birey ve toplumun eşit ortağı olarak konumlandırmıştır.
1. Medeni Haklar (Türk Medeni Kanunu - 1926)
-Haklar:
-Tek eşle evlilik esası getirildi.
-Resmî nikâh zorunluluğu getirildi.
-Kadınlara boşanma hakkı tanındı.
-Evlilikte velayet hakkı konusunda kadın ve erkek eşitlendi.
-Miras hukukunda kız ve erkek çocukların eşit pay almaları sağlandı.
-Kadınlara malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı.
-Getirdikleri:
-Aileyi koruyan, çağdaş ve laik bir hukuk yapısı oluşturularak ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı.
-Kadının hukuki statüsü güçlenerek birey olarak tanınması sağlandı.
           -Kadınların ekonomik bağımsızlığı ve mülkiyet hakları güvence altına alındı.
2. Eğitim ve Sosyal Haklar
-Haklar:
-Tevhid-i Tedrisat (Öğrenim Birliği) Kanunu (1924) ile eğitim laikleştirildi ve kız-erkek çocuklar eşit haklarla eğitim görmeye başladı.
-Kadınlara istedikleri işte çalışabilme hakkı tanındı.
-Doğum izni ve analık sigortası gibi çalışma hayatına yönelik düzenlemeler yapıldı.
-Getirdikleri:
-Eğitimde fırsat eşitliği, eğitimli ve bilinçli kadın kitlesinin oluşmasına zemin hazırladı.
-Kadınların geleneksel rollerinin dışına çıkarak meslek sahibi olmalarının ve toplumsal üretime katılmalarının önü açıldı. Türkiye'nin ilk kadın doktoru (Safiye Ali), ilk kadın heykeltıraşı (Sabiha Bengütaş), ilk kadın savaş pilotu (Sabiha Gökçen) gibi öncü kadınlar yetişti.
3. Siyasi Haklar (Seçme ve Seçilme)
-Haklar:
-3 Nisan 1930: Belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı.
-26 Ekim 1933: Köy Kanunu'nda yapılan değişiklikle köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakkı.
-5 Aralık 1934: Anayasa değişikliği ile milletvekili seçme ve seçilme hakkı.
-Getirdikleri:
-Kadınların siyasi karar alma mekanizmalarına dâhil olması ve toplumsal hayatın her alanında temsil edilmesi sağlandı.
-Türkiye, kadınlara genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkını veren dünyadaki ilk ülkelerden biri oldu. 1935 seçimlerinde TBMM'ye 18 kadın milletvekili girdi.
B) Bugün Türkiye'de kadın sorunları nelerdir?
.   Cumhuriyetle kazanılan haklara rağmen, Türkiye'de kadınlar hâlâ derin yapısal sorunlarla ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle mücadele etmektedir.
.   Türkiye'deki kadın sorunları genellikle üç ana başlık altında toplanabilir: 
Kadına Yönelik Şiddet, Ekonomik Eşitsizlik ve Eğitim/Temsilde Eşitsizlikler.
1. Kadına Yönelik Şiddet ve Güvenlik Sorunları
Kadına yönelik şiddet, Türkiye'deki kadınların en öncelikli ve can yakıcı sorunudur.
-Boyutları: Fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik ve son yıllarda artan dijital şiddet türleri yaygındır. Araştırmalar, her 10 kadından 4'ünün hayatında en az bir defa fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını göstermektedir.
-Kadın Cinayetleri: Erkek şiddeti sonucu her yıl yüzlerce kadın hayatını kaybetmektedir. Bu cinayetler, toplumda büyük bir infial yaratmaya ve güven sorununu derinleştirmeye devam etmektedir.
-Hukuki Mücadele: İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, kadına yönelik şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşları ve kadınlar için önemli bir hukuki dayanağın ve koruma mekanizmasının ortadan kalkması nedeniyle ciddi bir sorun ve risk olarak görülmektedir. Sözleşmenin yerine 6284 sayılı Kanun uygulanmaya devam etse de, çekilme kararı toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele hedefinden uzaklaşma sinyali olarak algılanmıştır.
-İhbar ve Raporlama: Şiddet vakalarının büyük bir çoğunluğunun rapor edilmemesi, sorunun gerçek boyutlarını gizlemektedir.
2. Ekonomik Eşitsizlik ve İstihdam Sorunları
Kadınların ekonomik hayata katılımı, Türkiye'nin OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarının oldukça altındadır.
-Düşük İşgücüne Katılım: Kadınların işgücüne katılım oranı (yaklaşık %35-36 civarı) erkeklerin katılım oranının (%70 üzeri) neredeyse yarısıdır.
-Kayıt Dışı İstihdam: Özellikle kırsal kesimde ve tarım alanında kadın işgücünün büyük bir kısmı kayıt dışı çalışmakta, sosyal güvenceden mahrum kalmaktadır.
-Ev İşleri Yükü (Çifte Mesai): İş gücüne katılmayan kadınların en yüksek oranla (%31,57) belirttiği sebep, **"ev işleriyle meşgul olma"**dır.
Geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri, kadınların bakım ve ev işi sorumluluğunu tek başına üstlenmesini zorunlu kılarak, iş hayatına girmelerinin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.
-Ücret Eşitsizliği (Cam Tavan): Benzer işlerde çalışan kadınlar, erkeklere göre belirgin oranda daha düşük ücret alabilmektedir.
Ayrıca kadınların kariyerlerinde üst düzey pozisyonlara yükselmesini engelleyen "Cam Tavan" sendromu hâlâ yaygındır.
3. Temsil ve Eğitimde Eşitsizlikler
Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmış olsa da, kadınların siyasi ve yönetsel karar mekanizmalarındaki temsili istenilen seviyede değildir.
-Siyasi Temsil: Kadınların TBMM'deki ve yerel yönetimlerdeki temsil oranı, nüfusa oranla düşüktür. Siyasete aktif katılma isteği, erkeklere göre kadınlarda daha mesafeli olabilmektedir.
-Yükseköğretim ve Liderlik: Eğitim seviyesi yükselse dahi, kadınlar özel sektörde veya kamu kurumlarında liderlik pozisyonlarında (yönetici, dekan, rektör, genel müdür vb.) daha az temsil edilmektedir.
-Toplumsal Algı: Halkın önemli bir kısmı, kadın ve erkeklerin eşit şartlarda hayat sürdüğünü düşünmemekte ve kadınların en önemli sorunları arasında şiddet ve eğitimsizlik gibi temel meseleleri görmektedir.
Ç) Güncel Durum Özeti
.  Dünya Ekonomik Forumu'nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu'nda Türkiye, ekonomik katılım ve siyasi güçlenme alanlarındaki düşük puanları nedeniyle genellikle alt sıralarda yer almaktadır.
.  Bu durum, Cumhuriyetle elde edilen yasal hakların, toplumsal ve kültürel pratikler nedeniyle tam olarak hayata geçirilemediğini göstermektedir.
.  Bu sorunların çözümü için toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin artırılması, şiddete karşı yasal koruma mekanizmalarının etkinleştirilmesi, kadınların ekonomik bağımsızlığının desteklenmesi ve bakım hizmetlerinin devlet tarafından daha yaygın olarak sunulması gibi adımlar büyük önem taşımaktadır.
D) Türkiye'deki kadın sorunlarına yönelik güncel bir rapor nasıldır?
.  Türkiye'de kadın sorunlarına dair güncel raporlar ve istatistikler, önceki yanıtta belirtilen “şiddet, ekonomik eşitsizlik ve temsilde düşüklük” alanlarındaki sorunların devam ettiğini, hatta bazı alanlarda “belirginleştiğini” göstermektedir.
.  Güncel raporlardan elde edilen ana bulgular, özellikle TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gibi kuruluşların 2024 verilerine odaklanarak aşağıdaki gibi özetlenebilir:
.  Bu raporlar, yasal hakların var olmasına rağmen, bu hakların toplumsal kabul ve uygulama aşamasında ciddi engellerle karşılaştığını ve kadınların temel olarak şiddetten korunma ve ekonomik bağımsızlık mücadelelerini sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.
.  Güncel Kadın Sorunları Raporlarından Öne Çıkan Veriler (2024)
1. Kadına Yönelik Şiddet Boyutu (TÜİK ve Sivil Toplum Raporları)
- Erkek Şiddeti Başvuruları (Mor Çatı): 2024 yılında Mor Çatı'ya ilk defa ulaşan 1027 kadın ile toplam 3433 görüşme yapıldı.
Anlamı: Kadınların şiddet karşısında destek arayışının ve feminist dayanışmanın önemini koruduğunu gösterir.
- Dijital Şiddet: Son 12 ayda dijital şiddet en çok %7,3 ile 15-24 yaş grubundaki kadınlarda görüldü.
Anlamı: Genç kadınların yeni nesil şiddet türlerine (tehdit, kontrol, iftira vb.) maruz kalma riskinin yüksek olduğunu gösterir.
- Şiddet Türleri: Psikolojik şiddet, erkekler tarafından kadınları aşağılama, iftira atma, bağırma ve baskı uygulama yoluyla yaygın olarak uygulanıyor.
Anlamı: Şiddetin sadece fiziksel boyutta kalmayıp, kadının psikolojik bütünlüğünü hedef alan türlerinin de çok yaygın olduğunu gösterir.
2. Ekonomik Eşitsizlik ve İstihdam (TÜİK 2024)
Ekonomik alandaki eşitsizlik, toplumsal cinsiyet uçurumunun en belirgin olduğu alanlardan biridir.
-İstihdam Oranı: 2023 sonuçlarına göre (2024 raporlarında yer alan veri), 15 ve daha yukarı yaştaki kadınların istihdam oranı %31,3 iken, erkeklerin istihdam oranı %65,7 oldu.
Yorum: Kadınların istihdam oranı, erkeklerin istihdam oranının yarısından bile azdır. Bu, kadınların ekonomik bağımsızlıklarının önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir.
-Yönetici Pozisyonundaki Kadın Oranı: Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı %20,6'dır.
Yorum: Eğitimli kadın sayısının artmasına rağmen, karar alma mekanizmalarında ve üst düzey yönetimde "Cam Tavan" etkisi sürmektedir.
-Bakım Yükü: Kadınlar, ev ve bakım işleri nedeniyle işgücüne katılamama sorununu yoğun olarak yaşamaktadır.
3. Siyasi Temsil ve Eğitim (TÜİK 2024)
-Kadın Milletvekili Oranı: Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) kadın milletvekili oranı, 2024 yıl sonu itibarıyla %19,9 olmuştur.
Yorum: Yüzde 20 sınırına yaklaşılmasına rağmen, kadınların nüfus içindeki oranına (yaklaşık %50) göre temsilde ciddi bir düşüklük söz konusudur.
4.  Raporların Ortak Vurguları ve Çözüm Bekleyen Alanlar
.  Güncel raporlar, temel sorunların çözümünde merkezi politikaların yetersiz kaldığını vurgulamaktadır:
- İstanbul Sözleşmesi'nden Çekilme Etkisi: Merkezi kamu yönetiminin toplumsal cinsiyet eşitliği hedefinden uzaklaşması, şiddet karşısında sivil toplumun ve yerel yönetimlerin çabalarının önemini artırmaktadır (CEİD İzleme Raporu).
- Hukuki Süreçler: Boşanma sürecinde kadınların hak kaybı yaşadığı ve davaların uzun sürmesi nedeniyle zorluklarla karşılaştığı belirtilmektedir (Mor Çatı).
- Toplumsal Roller ve Ebeveyn İzni: Toplumsal cinsiyet rollerini dönüştürmek için, ebeveyn izin politikalarının (iki maaş - iki bakıcı) yeniden düzenlenmesi gerektiği ve bunun önemli bir adım olacağı önerilmektedir (SKD Türkiye).
- Çocuk Yaşta Evlilikler: Resmi veriler, 20-24 yaş grubunda olup 18 yaşından önce evlenen bireylerin oranının hâlâ bir sorun olduğunu göstermektedir.
.    Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.11.25, İS.
.        YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:


.    (YZ destekli araştırma ve incelemeye dayanan yazım.)