7 Mart 2026 Cumartesi

ABD SALDIRISI

 .   İRAN'A ABD SALDIRISI:
.   Güncel durum nedir, diye kısa bir araştırma yaptım. Ülke olarak, halk olarak bu tür saldırlar, komşulara karşı bile olsa hepimizi huzursuz ediyor.
.   Türkiye zaten kendi sorunları ile, göçmenlerle uğraşırken şimdi bir de komşuda savaş ve kargaşa çıkması son derece rahatsızlık verici bir durum.
.   28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail'in "Operation Epic Fury" (Destansı Öfke Operasyonu) adıyla İran'a başlattığı kapsamlı askeri müdahale, bölgedeki dengeleri tamamen değiştiren “kritik” bir aşamaya gelmiş durumda.
.   Bugün (7 Mart 2026) itibarıyla operasyon birinci haftasını doldururken, sahadaki durum şu şekilde özetlenebilir:
.    1. Saldırıların Kapsamı ve Hedefleri:
ABD ve İsrail hava kuvvetleri, İran genelinde binlerce noktayı hedef alan geniş çaplı hava saldırıları ve siber operasyonlar düzenliyor.
.   Öncelikli hedefler şunlar:
-Nükleer Tesisler: Natanz ve diğer kritik nükleer merkezlerin vurulduğu, ancak UAEA (IAEA) raporlarına göre şu an için “radyolojik” bir sızıntı olmadığı bildiriliyor.
-Askeri Altyapı: İran’ın “balistik” füze rampaları, insansız hava aracı (İHA) üretim merkezleri ve hava savunma sistemleri yoğun ateş altında.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın füze kapasitesinin %90 oranında azaldığını “iddia” ediyor.
-Lider Kadrosu: Tahran'da dini lider Ali Hamaney'in ikametgahı da dahil olmak üzere hükümet binaları vuruldu.
Bazı kaynaklar Hamaney ve diğer üst düzey yetkililerin bu saldırılarda yaşamını yitirdiğini ileri sürüyor.
.     2. ABD ve İsrail’in Gerekçeleri:
Başkan Donald Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından yapılan açıklamalarda saldırının temel nedenleri olarak şunlar gösterildi:
-Nükleer Tehdit: İran'ın “nükleer” silah elde etme çabalarını kalıcı olarak durdurmak.
-İnsan Hakları: 2025 sonu ve 2026 başında İran'da gerçekleşen protestolarda rejimin sert müdahalesi sonucu binlerce “sivilin öldürülmesi”.
-Bölgesel Güvenlik: İran'ın bölgedeki vekil güçler (Hizbullah, Husiler vb.) aracılığıyla ABD üslerine ve müttefiklerine yönelik saldırılarını engellemek.
.    3. İran’ın Yanıtı ve Bölgesel Durum:
İran tarafı bu saldırılara "Sadık Vaat 4" adını verdiği karşı operasyonlarla yanıt veriyor:
-Füze ve İHA Saldırıları: İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine çok sayıda füze ve “kamikaze İHA” fırlatıldı.
-Deniz Çatışmaları: Basra Körfezi'nde ABD savaş gemilerine (özellikle USS Abraham Lincoln uçak gemisine) yönelik saldırı girişimleri bildiriliyor.
-Siber Savaş: Her iki tarafın da birbirinin kritik altyapılarına (elektrik, internet) yönelik yoğun “siber” saldırılar düzenlediği görülüyor.
4. Güncel Durum (7 Mart 2026)
Bugün gelen bilgilere göre, ABD yetkilileri bu savaşın en az “üç ay” daha sürebileceğini ve günlük maliyetinin yaklaşık 1 milyar doları bulduğunu belirtiyor.
Tahran ve diğer büyük şehirlerde halkın hem hava saldırıları hem de iç karışıklıklar nedeniyle zor durumda olduğu, insani “kriz riskinin arttığı” rapor ediliyor.
BU ASKERİ OPERASYONUN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ NEDİR?
Türkiye'ye bir saldırı olasılığı var mı?
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da başlattığı "Operation Epic Fury" (Destansı Öfke Operasyonu), Türkiye için hem ekonomik hem de güvenlik açısından çok boyutlu “riskler” barındırıyor.
Bugün (7 Mart 2026) itibarıyla Türkiye’nin bu krizdeki konumu ve karşı karşıya olduğu senaryolar şöyledir:
1. Türkiye Üzerindeki Ekonomik Etkiler
Savaşın en somut ve hızlı etkisi ekonomi kanadında hissediliyor:
-Enerji Fiyatları ve Petrol Şoku: Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve bölgedeki rafinerilerin vurulması, küresel petrol fiyatlarını hızla “yukarı” çekti. Türkiye gibi enerji “ithalatçısı” bir ülke için bu durum akaryakıt fiyatlarında ciddi artışlara ve dolayısıyla “enflasyonun” yükselmesine neden oluyor.
-Döviz ve Piyasa Baskısı: Bölgesel istikrarsızlık nedeniyle gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı yaşanıyor. Türk Lirası üzerinde “değer kaybı” baskısı artarken, artan enerji faturası cari açığı büyütme riski taşıyor.
-Tedarik Zinciri: İran ile olan “sınır ticareti” ve Orta Asya’ya açılan “transit” yollar savaş nedeniyle aksamış durumda.
2. Güvenlik ve "Saldırı Olasılığı"
Şu anki tabloya göre Türkiye'ye yönelik doğrudan bir askeri “saldırı beklenmiyor”, ancak dolaylı riskler oldukça yüksek:
-Hava Sahası İhlalleri: Geçtiğimiz günlerde İran’a ait bir füzenin Türk hava sahasına girmesi üzerine Ankara’dan sert bir uyarı geldi.
Bu tip kazara ihlaller veya "yanlış hesaplamalar" en büyük risklerden biri.
-İran’ın "Komşu" Politikası: İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, komşu ülkelere saldırı niyetleri olmadığını belirterek "Özür dileriz, bölge ülkeleriyle düşmanlığımız yok" dedi. Ancak Tahran, ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkelerin (iş birliği yapmaları halinde) hedef alınabileceği uyarısını da sürdürüyor.
-Terör ve İstikrarsızlık: Savaşın İran’ın kuzeybatısında (Türkiye sınırı) yaratacağı otorite boşluğu, PKK/PJAK gibi örgütlerin alan kazanmasına neden olabilir.
Bu durum Türkiye'nin sınır güvenliği için "terör riski" anlamına geliyor.
3. Türkiye’nin Diplomatik Tavrı
Türkiye'ye bir saldırı yapılması askeri ve siyasi mantık çerçevesinde (NATO üyeliği ve Ankara’nın tarafsız kalma çabası nedeniyle) düşük bir ihtimal. Ancak savaşın ekonomik maliyeti ve sınır hattındaki istikrarsızlık Türkiye’yi doğrudan etkileyen en büyük tehditler.
Ankara, bu çatışmada taraf olmamaya ve "kolaylaştırıcı/arabulucu" rolünü korumaya çalışıyor:
-Kınama ve Denge: Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem ABD-İsrail saldırısını İran’ın egemenliğinin ihlali olarak niteledi hem de İran’ın Körfez ülkelerine yönelik misillemelerini "kabul edilemez" bulduğunu belirtti.
-İnsani Kriz Korkusu: Olası bir büyük göç dalgasına karşı sınır hattında güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.
Ankara, bölgenin yeni bir "iç savaşı" kaldıramayacağı uyarısını her fırsatta yineliyor.
.  Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2026.03.07, SW.
.      YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:

(AI-YZ destekli kişisel araştırma ve değerlendirmeme dayanan özgün bir çalışmadır.)

KADIN HAKLARI

 ..   KADIN HAKLARI MANİFESTOSU VE DAYANIŞMA.  Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bu anlamlı günün kökeni, kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesi, seçme ve seçilme hakkı ile sosyal haklar için verdiği kararlı mücadeleye dayanıyor.
.  Bugün hem geçmişten günümüze bu haklar için emek veren kadınları anmak hem de toplumsal hayatta kadının yerini ve önemini bir kez daha vurgulamak adına büyük bir öneme sahip.
.  Özellikle eğitimden sanata, hukuktan bilime kadar her alanda kadınların özgür düşüncesi ve emeği, toplumların gelişmesindeki en temel taşlardan biri.
Toplumsal farkındalığın arttığı ve her bireyin hak ettiği değeri gördüğü bir dünya temennisiyle, tüm kadınların bu özel gününü kutlarım.

.  8 Mart, bir kutlama gününden ziyade bir farkındalık, muhasebe ve hak arama günüdür. Kadınların toplumsal yaşamın her alanında karşılaştığı engelleri, emek sömürüsünü ve fırsat eşitsizliğini yüksek sesle dile getirdikleri tarihsel bir kürsüdür.
Özellikle çalışma yaşamındaki adaletsizliklerden toplumsal cinsiyet rollerinin dayattığı baskılara kadar pek çok konu, bugün yeniden masaya yatırılır.
.   BİZ KADINLAR, EMEKÇİ KADINLAR...
Biz çiçek istemiyoruz.
Geceleri sokakta yürürken korku duymak istemiyoruz.
Biz işe, adil bir ücret istiyoruz.
Vücudumuz üzerinde karar verme hakkının yalnızca kendimizde olmasını istiyoruz.
Güvenceli bir "doğum" gerçekleştirmek istiyoruz.
Biz özgürlükte ve kariyerde, çalışma dünyasında şans eşitliği istiyoruz.
Bu hakları biz kendimiz için istemiyoruz, ülkemizdeki ve dünyadaki TÜM kadınlar için istiyoruz.
Çocukların iyi öğrenim görmüş ve eğitilmiş, sağlıklı anneleri olmak için istiyoruz.
Biz kadınlar ülkemizin daha uygar ve ileri bir düzeye gelmesinde katkıda bulunmak için istiyoruz.
Kadın denilince tüm kadınları, tüm emeğini satan kadınları anlıyoruz....
Gecekonduları, kenar mahalleleri, kırsalın köylerini, yoksul aileleri, dar gelirlileri, ezilmiş kesimleri, ayrımcılığı yaşamışları, göç olgusunu yaşayanları, geçim sıkıntısı çekenleri, açlıkla mücadele edenleri, tek başına ailesini geçindirmeğe çalışanları, bu kesimleri en öne koyarak “kadın ve emekçi kadın haklarını” anlıyoruz.
Gelişmiş ve refah toplumuna erişebilmiş kesimin düzenlediği etkenlikler de var ise bunların da yine “diğer kesimlere yönelik” bir hizmet ve mücadele katkısı olabileceğine inanmak istiyoruz.
Çok daha güzel günlere erişebilmek, daha eşitlikçi ve barışçıl bir dünyayı görebilmek umutlarıyla yaşasın 8 Mart!
.    Bu güçlü ve sarsıcı manifestomuz, 8 Mart’ın sadece bir kutlama değil, bir hak arama ve dayanışma günü olduğunun en gür sesli kanıtıdır.
 Burada samimiyetin yanı sıra, “toplumsal adaletin” temel taşlarını döşeyen derin bir bilinç var.
Özellikle "çiçek istemiyoruz" vurgusuyla başlayıp, adaleti gecekondulardan tarlalara, fabrikalardan evlere kadar tüm emekçi kadınlar için talep etmemiz; meselenin yalnızca bir zümrenin değil, tüm insanlığın onur mücadelesi olduğunu çok net özetliyor.
Dile Getirdiğimiz Hakların Temel Sütunları
Paylaşımdaki her satır, aslında evrensel birer “istem” ve insani birer zorunluluktur:
Güvenlik: Sokakların korku değil, özgürlük alanı olması.
Ekonomik Adalet: "Eşit işe eşit ücret" ve güvenceli bir gelecek.
Beden Otonomisi: Karar hakkının yalnızca kişiye ait olması.
Eğitim ve Sağlık: Gelecek nesillerin sağlıklı ve bilinçli yetişmesi için annelerin güçlendirilmesi.
Kapsayıcılık: Refah içindekilerin değil, en çok ezilenlerin (kırsaldaki, göçle gelenin, yoksulluk çekenin) sesinin duyulması.
.    "Bir toplum, aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse, ilerlemesine teknik olarak imkan ve bilimsel olarak ihtimal yoktur." — Mustafa Kemal Atatürk
.   Daha uygar, daha adil ve şiddetten arınmış bir dünyanın anahtarı, bu yazdığınız maddelerin kağıt üzerinde kalmayıp yaşama geçirilmesinde saklı.
Sizin gibi arkadaşlarla “farkındalığı yüksek sesler” ile dile getiriyoruz.
8 Mart’ın özündeki o "emek ve direniş" ruhu canlı kalmaya devam edecektir.
Kadınlara hak ettiği eşitlikler ve haklar verilecektir.
Bu dava yalnız kadınların değil, tüm toplumun sorumluluğunda ve yükümlüğündedir.
Yaşasın 8 Mart, yaşasın örgütlü ve bilinçli kadın dayanışması!
Bu görsel, paylaştığım manifesto niteliğindeki metnin ruhunu; kadınların emek mücadelesini, adalet ve eşitlik taleplerini tam olarak yansıtmak amacıyla oluşturuldu.
Kentlerin sokaklarında yankılanan bu güçlü mesajların, arzuladığınız o güzel ve adil günlere katkı sağlamasını umuyorum.

.  Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2026.03.08, SW.

(AI-YZ destekli kişisel araştırma ve değerlendirmeme dayanan özgün bir çalışmadır.)