. SÜREKLİ ŞİKAYET ETME ALIŞKANLIĞI
. Bir insan sıkıntılarından, uğraşmalarından,
hastalığından hep söz ediyor ve söyleniyorsa ve bu alışkanlık haline gelmiş ise
bu duruma ne ad verilir?
. Sürekli olarak dertlerden, hastalıklardan ve
yaşanılan zorluklardan şikayet etmenin bir “yaşam biçimi” haline gelmesine halk
dilinde ve psikoloji literatüründe farklı isimler verilir.
. Bu durumu tanımlayan en yaygın kavramlar
şunlardır:
1.
Kronik Şikayetçilik (Müzmin Şikayetçilik)
Bu,
kişinin hayatındaki olumsuzluklara odaklanmayı bir alışkanlık haline
getirmesidir.
Kronik
şikayetçiler için çözüm bulmaktan ziyade, sorunun kendisini anlatmak ve bu
yolla bir çeşit deşarj olmak ön plandadır.
2.
Mağdur (Kurban) Psikolojisi
Kişinin
başına gelen her şeyi “dışsal faktörlere” bağlaması ve kendisini sürekli
"haksızlığa uğramış" ve "çaresiz" bir konumda sunmasıdır.
Bu
durumda kişi, yaşadığı sıkıntıları bir kimlik haline getirir ve farkında
olmadan bu mağduriyetten beslenir.
3.
Hastalık Hastalığı
Eğer
şikayetler ağırlıklı olarak “sağlık” sorunları üzerine yoğunlaşıyorsa ve kişi
sürekli yeni bir hastalığı olduğundan endişe edip bunu dile getiriyorsa, bu
durum tıbbi literatürde Hipokondriyazis olarak adlandırılır.
4.
"Dert Kumkuması" veya "Mızmızlık"
Daha
günlük ve kültürel bir ifadeyle; “her durumdan” bir şikayet çıkaran,
memnuniyetsizliğini sürekli dile getiren kişiler için "mızmız" veya "dert
kumkuması" deyimleri kullanılır.
NİÇİN
Böyle Davranır?
Bu
tür davranışlar genellikle şu temel ihtiyaçlardan kaynaklanır:
-İlgi
Görme Arayışı: Sıkıntıları anlatmak, çevreden şefkat ve dikkat çekmenin en kısa
yoludur.
-Sorumluluktan
Kaçma: "Hastayım" veya "Çok dertliyim" demek, kişinin yaşama
karşı alması gereken etkenlileri ertelemesine bir “kalkan oluşturabilir”.
-İyimserlik
Korkusu: Bazı insanlar, işlerin yolunda gittiğini söylemenin "nazar
değdireceğine" veya kötü bir şeyi tetikleyeceğine dair “batıl bir inançla”
sürekli olumsuzu konuşur.
Bu
durum hem kişinin zihinsel enerjisini tüketir hem de çevresindeki insanların
sosyal mesafe koymasına neden olabilir.
YAKINMALAR
O KİŞİYE BİR RAHATLAMA MI SAĞLAR YA DA O KİŞİ BUNDAN ZEVK Mİ ALIR?
“Zevk”
alıyor ise “zihin” bunu bildiği için devamlı kişiye çağırıda bulunur ve
anımsatır.
Evet,
bu durumun zihinsel mekanizması tam olarak bir "ödül-döngüsü" üzerine
kuruludur.
Kişinin
sürekli şikayet etmesi, dışarıdan bakıldığında bir "acı çekme" hali
gibi görünse de, beyin “arka planda” bundan çeşitli ikincil kazançlar
elde eder.
1.
Rahatlama mı, Zevk mi?
Aslında
her ikisi de. Psikolojide buna "ikincil kazanç" denir.
-Duygusal
Deşarj (Katarsis): Kişi içindeki gerginliği dışarı aktararak “anlık bir
hafifleme” yaşar.
Ancak
bu gerçek bir çözüm değil, sadece geçici bir "hava boşaltma"
işlemidir.
-Biyokimyasal
Bağımlılık: Sürekli “olumsuz” düşünmek ve bunu dile getirmek, vücutta “stres”
hormonlarını (kortizol) tetikler.
Bazı
insanlar farkında olmadan bu “yüksek uyarılmışlık” haline veya sonrasında gelen
“boşalma” hissine bağımlı hale gelebilirler.
-Mağduriyetin
"Konforu": Şikayet etmek, kişiyi "eyleme geçme"
sorumluluğundan kurtarır.
"Ben
zaten hastayım/şanssızım, o yüzden bir şey yapamam" demek, başarısızlık
ihtimaline karşı “zihinsel bir sığınaktır”.
2.
Zihnin "Çağrısı" ve Nöral Yollar
Zihnimiz,
“en çok” kullandığı yolları (düşünce biçimlerini) otoban haline getirir.
Eğer
bir insan sürekli yakınmayı tercih ediyorsa, “beynindeki nöronlar” arasındaki
bu bağlantı güçlenir.
-Seçici
Algı: Zihin, kişiye "haklı olduğunu" kanıtlamak için çevredeki sadece
“kötü ve eksik” olan şeyleri taramaya başlar.
Beyin,
"Bak, yine bir sorun var, hemen anlatmalısın" diyerek kişiyi uyarır.
-Anımsatma
Mekanizması: Zihin, bu alışkanlığı bir "hayatta kalma" veya
"ilgi görme" stratejisi olarak kodladığı için, boş kaldığı her an kişiye
bu olumsuz hatıraları ve bedensel duyumları (hastalık hissi gibi) hatırlatır.
Bu
durum bir süre sonra “irade dışı bir refleks” haline gelir.
3.
İlgi ve Onay Mekanizması
Şikayet
eden kişi, çevresinden "Vah vah", "Geçmiş olsun",
"Haklısın" gibi tepkiler aldığında, beynindeki ödül merkezi (dopamin)
uyarılır.
Bu,
tıpkı bir çocuğun ağlayarak istediğini alması gibi, yetişkinin de sızlanarak
"sosyal onay ve ilgi" almasıdır.
Zihin
bu dopamin salgısını bir kez "zevk" olarak kodladıysa, kişiyi tekrar
tekrar şikayet etmeye iter.
Özetle:
Kişi bilinçli düzeyde acı çektiğini sansa da, “bilinçaltı”
bu durumdan “besleniyor” olabilir.
Bu
bir “kısır döngü”dür; ne kadar çok söylenirse, zihin o kadar çok
"söylenecek sebep" bulur.
Bu
döngüyü kırmak için kişinin kendi “iç sesini” fark etmesi ve "Şu an
şikayet ederek neyi elde etmeye çalışıyorum?" sorusunu kendine sorması
gerekir.
. Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2026.03.21, SW.
. YAZININ TÜMÜNÜ
OKUYUNUZ:
(AI-YZ destekli kişisel araştırma ve değerlendirmeme dayanan özgün
bir çalışmadır.)