. “SEVDİKLERİMİN” MUTLULUĞU .
.
Sevdiklerimin mutluluğu için...
Bu sözü nasıl anlamalıyız?
"Her şey sevdiklerimin
mutluluğu için..." ilk bakışta saf bir “fedakarlık” gibi görünse de
aslında içinde derin psikolojik katmanlar barındıran, hem yapıcı hem de “yıkıcı
potansiyele” sahip bir yaklaşımdır.
. Bu sözü "Kendimi feda
ediyorum" şeklinde değil, "Birlikte daha iyi olmamız için
katkı sağlıyorum" şeklinde okumak en “sağlıklı” olanıdır.
. Şu ayrımı
yapmak önemlidir:
-Onların
mutluluğuna zemin hazırlamak, destek olmak…
-“Onların
yerine”, onlar için mutlu olmaya çalışmak veya mutsuzluklarını engellemek için “kendi
hayatından” ödün vermek…
. Sevdiklerinizin mutluluğuna gerçekten katkıda
bulunmak istiyorsanız, önce kendi "mutluluk deponuzu" dolu
tutmalısınız.
. Gerçek sevgi, “empatiyi” de beraberinde
getirir. Sevdiğimiz birinin “yüzündeki gülümseme”, beynimizde ödül
mekanizmasını tetikler.
"Onun
hayatını kolaylaştırmak beni de huzurlu kılıyor." Diye duyumsarız.
Küçük jestler,
destekleyici tavırlar ve zor zamanlarda yanında olma isteği. Burada kişi, kendi
değerlerinden vazgeçmeden karşı tarafa “alan” açar.
"Benim ne
hissettiğim önemli değil, yeter ki onlar iyi olsun." Diyorsanız…
“Kendini ihmal etmek”
öne geçiyorsa ve bir yaşam önceliğiniz haline geldiyse ve kendi gereksinimlerinizin
önüne geçiyorsa, "sağlıklı" olan “geride kalmış” demektir.
Bu durum
zamanla “gizli bir öfkeye” ve “tükenmişliğe yol açar.
"Ben sizin
için her şeyi yaptım ama siz..." tümcesiyle başlayan “sitemler” genellikle
bu “aşırı fedakarlığın” sonucudur.
Bazen
sevdiklerimizin mutlu olması için çabalamak, aslında yaşamı “denetleme”
isteğimizden kaynaklanır.
"Eğer
onlar mutlu olursa, düzenimiz bozulmaz ve ben de kendimi güvende
hissederim." Diye düşünülür.
Ama, diğer
insanların “duygusal sorumluluğunu” tamamen üstlenmek, hem onlara hem de
kendimize bir yüktür.
Herkesin “kendi
mutluluğundan” kendisinin sorumlu olduğu gerçeğini gölgeleyebilir.
. Daha çok bir “sorumluluk” duygusu mu,
yoksa bir “gönüllülük” hali midir?
. Bu soru, "sevdiklerim için" yapılan
fedakarlıkların “niyetini” ve “sürdürülebilirliğini” belirleyen temel bir ayrım
noktasıdır.
. Bu iki halin
arasındaki fark, çoğu zaman hissettiğiniz duygusal yükte gizlidir.
. Sorumluluk
(Görev) Duygusu taşıyanlarda durum:
İç ses:
"Bunu yapmalıyım, yapmazsam suçlu hissederim."
Duygusal yük:
Bir süre sonra ağırlık ve yorgunluk yapar.
Beklenti: Gizli
bir “onay” ve “takdir beklentisi” içerir.
Sınırlar: Kişi
kendi sınırlarını aşmaya zorlanır.
. Gönüllülük
(İstek) Olduğunda:
İç ses:
"Bunu yapmak istiyorum, onu mutlu görmek beni de parlatıyor."
Duygusal yük:
Kişiye enerji ve “tatmin” duygusu verir.
Beklenti: “Karşılıksızdır”,
eylemin kendisi zaten ödüldür.
Sınırlar: Kişi
kendi sınırlarını “bilerek” paylaşımda bulunur.
. Hangisi daha baskın? Diye bakmak gerekir:
. -Eğer bu
eylem bir sorumluluk duygusuyla yapılıyorsa, burada "toplumsal
roller" veya "geçmişten gelen öğretiler" devrededir.
Örneğin;
"İyi bir evlat/anne/eş her zaman sevdiklerini öncelemelidir" inancı,
sizi aslında istemediğiniz bir şeyi “yapmaya zorlayabilir”.
Bu durum uzun
vadede duygusal tükenmişliğe yol açar.
. -Eğer bu
bir gönüllülük hali ise, bu “sevginin” taşmasıdır.
Kendi
mutluluğunuz o kadar yerindedir ki, bunu paylaşmak ve başkasının hayatına
dokunmak size bir yük gibi gelmez.
. Kendinize şu soruyu sormanız, “hangi tarafta”
olduğunuzu anlamanıza yardımcı olabilir:
-"Eğer
bugün sevdiklerimin mutluluğu için yaptığım o şeyi yapmasaydım, kendimi kötü
biri gibi mi hissederdim (Suçluluk), yoksa sadece bir fırsatı kaçırmış gibi mi hissederdim
(Eksiklik)?"
Eğer
cevap suçluluk ise, bu bir sorumluluk duygusuna, hatta bir
"zorunluluğa" dönüşmüş olabilir.
. Bu ayrımı görmek,
sevdiklerinizle olan ilişkinizi daha “şeffaf ve sağlıklı” bir zemine
oturtmanıza yardımcı olur.
. Şu an yaşamınızda
hangisinin daha ağır bastığını hissediyorsunuz? Ne düşünüyorsunuz?
. Sizin için bu
konuyu sakince ve tarafsız bir gözle irdelemek, düşünmek çok yararlı olabilir.
. Mutlu olmayı da “kendiniz” için istemeli ve
aramalısınız.
. İnanın her şeyden önemlisi “kendinizi” iyi
tanımanız ve kendinize “değer” verip, kendiniz için “emek” harcamanızdır.
. Yaşamınızın her evresinde huzurlu, mutlu ve
her yönden sağlıklı olmanızı dilerim.
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2026.01.04, İS
. YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:
. (YZ
destekli araştırma ve incelemeye dayanan yazım.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yapanın adı ve soyadı: