21 Mart 2026 Cumartesi

SÜREKLİ ŞİKAYET

.  SÜREKLİ ŞİKAYET ETME ALIŞKANLIĞI
.   Bir insan sıkıntılarından, uğraşmalarından, hastalığından hep söz ediyor ve söyleniyorsa ve bu alışkanlık haline gelmiş ise bu duruma ne ad verilir?
.   Sürekli olarak dertlerden, hastalıklardan ve yaşanılan zorluklardan şikayet etmenin bir “yaşam biçimi” haline gelmesine halk dilinde ve psikoloji literatüründe farklı isimler verilir.
.   Bu durumu tanımlayan en yaygın kavramlar şunlardır:
1. Kronik Şikayetçilik (Müzmin Şikayetçilik)
Bu, kişinin hayatındaki olumsuzluklara odaklanmayı bir alışkanlık haline getirmesidir.
Kronik şikayetçiler için çözüm bulmaktan ziyade, sorunun kendisini anlatmak ve bu yolla bir çeşit deşarj olmak ön plandadır.
2. Mağdur (Kurban) Psikolojisi
Kişinin başına gelen her şeyi “dışsal faktörlere” bağlaması ve kendisini sürekli "haksızlığa uğramış" ve "çaresiz" bir konumda sunmasıdır.
Bu durumda kişi, yaşadığı sıkıntıları bir kimlik haline getirir ve farkında olmadan bu mağduriyetten beslenir.
3. Hastalık Hastalığı
Eğer şikayetler ağırlıklı olarak “sağlık” sorunları üzerine yoğunlaşıyorsa ve kişi sürekli yeni bir hastalığı olduğundan endişe edip bunu dile getiriyorsa, bu durum tıbbi literatürde Hipokondriyazis olarak adlandırılır.
4. "Dert Kumkuması" veya "Mızmızlık"
Daha günlük ve kültürel bir ifadeyle; “her durumdan” bir şikayet çıkaran, memnuniyetsizliğini sürekli dile getiren kişiler için "mızmız" veya "dert kumkuması" deyimleri kullanılır.
NİÇİN Böyle Davranır?
Bu tür davranışlar genellikle şu temel ihtiyaçlardan kaynaklanır:
-İlgi Görme Arayışı: Sıkıntıları anlatmak, çevreden şefkat ve dikkat çekmenin en kısa yoludur.
-Sorumluluktan Kaçma: "Hastayım" veya "Çok dertliyim" demek, kişinin yaşama karşı alması gereken etkenlileri ertelemesine bir “kalkan oluşturabilir”.
-İyimserlik Korkusu: Bazı insanlar, işlerin yolunda gittiğini söylemenin "nazar değdireceğine" veya kötü bir şeyi tetikleyeceğine dair “batıl bir inançla” sürekli olumsuzu konuşur.
Bu durum hem kişinin zihinsel enerjisini tüketir hem de çevresindeki insanların sosyal mesafe koymasına neden olabilir.
YAKINMALAR O KİŞİYE BİR RAHATLAMA MI SAĞLAR YA DA O KİŞİ BUNDAN ZEVK Mİ ALIR?
“Zevk” alıyor ise “zihin” bunu bildiği için devamlı kişiye çağırıda bulunur ve anımsatır.
Evet, bu durumun zihinsel mekanizması tam olarak bir "ödül-döngüsü" üzerine kuruludur.
Kişinin sürekli şikayet etmesi, dışarıdan bakıldığında bir "acı çekme" hali gibi görünse de, beyin “arka planda” bundan çeşitli ikincil kazançlar elde eder.
1. Rahatlama mı, Zevk mi?
Aslında her ikisi de. Psikolojide buna "ikincil kazanç" denir.
-Duygusal Deşarj (Katarsis): Kişi içindeki gerginliği dışarı aktararak “anlık bir hafifleme” yaşar.
Ancak bu gerçek bir çözüm değil, sadece geçici bir "hava boşaltma" işlemidir.
-Biyokimyasal Bağımlılık: Sürekli “olumsuz” düşünmek ve bunu dile getirmek, vücutta “stres” hormonlarını (kortizol) tetikler.
Bazı insanlar farkında olmadan bu “yüksek uyarılmışlık” haline veya sonrasında gelen “boşalma” hissine bağımlı hale gelebilirler.
-Mağduriyetin "Konforu": Şikayet etmek, kişiyi "eyleme geçme" sorumluluğundan kurtarır.
"Ben zaten hastayım/şanssızım, o yüzden bir şey yapamam" demek, başarısızlık ihtimaline karşı “zihinsel bir sığınaktır”.
2. Zihnin "Çağrısı" ve Nöral Yollar
Zihnimiz, “en çok” kullandığı yolları (düşünce biçimlerini) otoban haline getirir.
Eğer bir insan sürekli yakınmayı tercih ediyorsa, “beynindeki nöronlar” arasındaki bu bağlantı güçlenir.
-Seçici Algı: Zihin, kişiye "haklı olduğunu" kanıtlamak için çevredeki sadece “kötü ve eksik” olan şeyleri taramaya başlar.
Beyin, "Bak, yine bir sorun var, hemen anlatmalısın" diyerek kişiyi uyarır.
-Anımsatma Mekanizması: Zihin, bu alışkanlığı bir "hayatta kalma" veya "ilgi görme" stratejisi olarak kodladığı için, boş kaldığı her an kişiye bu olumsuz hatıraları ve bedensel duyumları (hastalık hissi gibi) hatırlatır.
Bu durum bir süre sonra “irade dışı bir refleks” haline gelir.
3. İlgi ve Onay Mekanizması
Şikayet eden kişi, çevresinden "Vah vah", "Geçmiş olsun", "Haklısın" gibi tepkiler aldığında, beynindeki ödül merkezi (dopamin) uyarılır.
Bu, tıpkı bir çocuğun ağlayarak istediğini alması gibi, yetişkinin de sızlanarak "sosyal onay ve ilgi" almasıdır.
Zihin bu dopamin salgısını bir kez "zevk" olarak kodladıysa, kişiyi tekrar tekrar şikayet etmeye iter.
Özetle:
 Kişi bilinçli düzeyde acı çektiğini sansa da, “bilinçaltı” bu durumdan “besleniyor” olabilir.
Bu bir “kısır döngü”dür; ne kadar çok söylenirse, zihin o kadar çok "söylenecek sebep" bulur.
Bu döngüyü kırmak için kişinin kendi “iç sesini” fark etmesi ve "Şu an şikayet ederek neyi elde etmeye çalışıyorum?" sorusunu kendine sorması gerekir.
.  Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2026.03.21, SW.
.      YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:

(AI-YZ destekli kişisel araştırma ve değerlendirmeme dayanan özgün bir çalışmadır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapanın adı ve soyadı: