. İSLAM DİNİNİN TEMEL TUTUMUNA
bakıldığında “kendine” özgü bir "inanç, iman, tutum ve davranış, iletişim
modeli" olmuştur.
. Toplumları, topluluklar, yer ve zamana, ortama göre "her zaman" ne
yazık ki hep kendi çıkarlarına, dünyasal gösteri ve güç kazanımlarına yönelik
çalışmışlardır.
.... Her zaman ve de her yerde siyasal çıkar grupları, güç odakları, kendisini
bir üstünlük olarak gösterenler... DİN ve İNANÇ olanaklarını kullanmışlardır.
. Bunların yanı sıra ise o ülkede bir devlet yapısı, modeli ve anayasası,
yasları vardır.
. Eğer modern, çağcıl bir devlette yaşıyor iseniz devletin kurduğu sistem tüm
her şeyden üstün, bağımsız ve egemendir.
. İnanç ve dinsel uygulamalar o devletin hukuk
sisteminde belirlenmiştir... Laiklik de bunun en temel direğidir. Onunla
uğraşamazsınız, devirmeye kalkamazsınız.
. Dinsel özgürlüklerin, inanç
sistemlerinin toplumla, kamu yönetimi ile, eğitim-öğretim kurumları ve onların
yasal yapılarıyla ilgili çok açık ve belirleyici kuralları vardır.
. Hiçbir “modern devlet” inanç-iman-ibadet konusunda “sonsuz bir özgürlük ve
yayılmacılık hakkı” tanıyamaz.
. Propaganda ve göster, tanıtım, bilgilendirme...
konusunda dinsel yapılanmaların uyması gereken çerçeve açıktır, bellidir ve
bunu hiçbir grup, cemaat, tarikat, tekke ve benzeri kendine göre daha çıkarcı
hale getiremez.
. Okullarda DİN BİLGİSİ ve AHLAK konusunu kapsayan dersler “programları
çerçevesinde” o yaş grubunun özelliklerine uygun olabilir.
. Okullarda
herhangi bir kuruluşun, cemaatin bilinen ya da bilinmeyen gösterisi, reklamı,
propagandası yapılmaz, öğrenciler kullanılamaz.
. Sokaklarda
ve “kamuya açık alanlarda” da yine açıkça gösteri ve tanıtım, yayılmacılık yapılamaz.
. Ancak belli mekanlarda yapılabilecek
kültürel, dinsel çalışmalar, tanıtımlar yapılabilir.
. Ne yazık ki halkın genel kültürel bilgisi
son derece düşük olduğundan dolayı ne bir araştırma ve inceleme yapmaktadır ne
de eleştirel, sorgulayıcı bakış açısına sahiptir.
. Bastıran güçler olarak bazı kesimler ve de kurumlar şu an büyük bir özgürlük
havasındadırlar.
. Temel kültürün, ruhsal ve zihinsel kavrayış olarak ise İslam ve geleneği
kendisini hep geride tutmuştur, bireyle olan ilişkisi güvene, iman ve saygıya,
güzel ahlaka dayanmaktadır.
. Şu an ise yüksek teknoloji çağının getirdiği yanlış özgüven ve algı ile
oluşturulmuş "haklı olarak kabul ettikleri bir coşku" ortalıkta
gözlemlenmektedir.
. İç temizliği, kişinin kendisi ile olan sınavı, toplum, gelenek, görenek ve
ibadet alanındaki sessizlik, tazelenmek, bedensel ve ruhsal denetlenme, her
türlü insancıl hırs ve öfkelerin, egoların, şımarıklıkların... yeniden gözden
geçirilmesi için kabul edilen RAMAZAN dönemi “insanlara en yanlış yol ve
yöntemlerle” kabul ettirilmeye çalışılması hayırlı değildir.
. Ne kamu, ne de belediyeler, dernekler ve benzeri yapılanmalar kendi adını ve
olanaklarını, ekibini ortaya koyarak buradan bir siyasi-ekonomik çıkar peşinde
olmamalıdır.
. Bir ülkede, dinler arasında, o dinin tarikat,
cemaat ve benzeri girişimleri arasında siyasal, ekonomik ve ticari, dinsel
“yarışlar, rekabet” çekişmeleri, çatışmaları, yarışlar, devleti ele geçirme
tuzakları… olmamalıdır.
. Olursa ne olur?
. Tüm orta çağda Avrupa bu nedenden dolayı
“din savaşları” geçirmiştir. Bu konuda bir incelemede bulunun, bakın araştırın…
. Yaşadığınız topraklarda “din savaşları”
çıksın, ve olanlar artmasın, yayılması… istiyor iseniz çok daha araştırma,
aydınlanma yapmak ve “demokratik ve hukuksal” bilinç sahibi olmak zorundayız.
. Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2026.02.28, SW.
. YAZININ TÜMÜNÜ
OKUYUNUZ:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yapanın adı ve soyadı: