28 Şubat 2026 Cumartesi

DİNİNİN TEMEL TUTUMU

 .  İSLAM DİNİNİN TEMEL TUTUMUNA
bakıldığında “kendine” özgü bir "inanç, iman, tutum ve davranış, iletişim modeli" olmuştur.
. Toplumları, topluluklar, yer ve zamana, ortama göre "her zaman" ne yazık ki hep kendi çıkarlarına, dünyasal gösteri ve güç kazanımlarına yönelik çalışmışlardır.
.... Her zaman ve de her yerde siyasal çıkar grupları, güç odakları, kendisini bir üstünlük olarak gösterenler... DİN ve İNANÇ olanaklarını kullanmışlardır.
. Bunların yanı sıra ise o ülkede bir devlet yapısı, modeli ve anayasası, yasları vardır.
. Eğer modern, çağcıl bir devlette yaşıyor iseniz devletin kurduğu sistem tüm her şeyden üstün, bağımsız ve egemendir.
.  İnanç ve dinsel uygulamalar o devletin hukuk sisteminde belirlenmiştir... Laiklik de bunun en temel direğidir. Onunla uğraşamazsınız, devirmeye kalkamazsınız.
.  Dinsel özgürlüklerin, inanç sistemlerinin toplumla, kamu yönetimi ile, eğitim-öğretim kurumları ve onların yasal yapılarıyla ilgili çok açık ve belirleyici kuralları vardır.
. Hiçbir “modern devlet” inanç-iman-ibadet konusunda “sonsuz bir özgürlük ve yayılmacılık hakkı” tanıyamaz.
.  Propaganda ve göster, tanıtım, bilgilendirme... konusunda dinsel yapılanmaların uyması gereken çerçeve açıktır, bellidir ve bunu hiçbir grup, cemaat, tarikat, tekke ve benzeri kendine göre daha çıkarcı hale getiremez.
. Okullarda DİN BİLGİSİ ve AHLAK konusunu kapsayan dersler “programları çerçevesinde” o yaş grubunun özelliklerine uygun olabilir.
. Okullarda herhangi bir kuruluşun, cemaatin bilinen ya da bilinmeyen gösterisi, reklamı, propagandası yapılmaz, öğrenciler kullanılamaz.
. Sokaklarda ve “kamuya açık alanlarda” da yine açıkça gösteri ve tanıtım, yayılmacılık yapılamaz.
.  Ancak belli mekanlarda yapılabilecek kültürel, dinsel çalışmalar, tanıtımlar yapılabilir.
.  Ne yazık ki halkın genel kültürel bilgisi son derece düşük olduğundan dolayı ne bir araştırma ve inceleme yapmaktadır ne de eleştirel, sorgulayıcı bakış açısına sahiptir.
. Bastıran güçler olarak bazı kesimler ve de kurumlar şu an büyük bir özgürlük havasındadırlar.
. Temel kültürün, ruhsal ve zihinsel kavrayış olarak ise İslam ve geleneği kendisini hep geride tutmuştur, bireyle olan ilişkisi güvene, iman ve saygıya, güzel ahlaka dayanmaktadır.
. Şu an ise yüksek teknoloji çağının getirdiği yanlış özgüven ve algı ile oluşturulmuş "haklı olarak kabul ettikleri bir coşku" ortalıkta gözlemlenmektedir.
. İç temizliği, kişinin kendisi ile olan sınavı, toplum, gelenek, görenek ve ibadet alanındaki sessizlik, tazelenmek, bedensel ve ruhsal denetlenme, her türlü insancıl hırs ve öfkelerin, egoların, şımarıklıkların... yeniden gözden geçirilmesi için kabul edilen RAMAZAN dönemi “insanlara en yanlış yol ve yöntemlerle” kabul ettirilmeye çalışılması hayırlı değildir.
. Ne kamu, ne de belediyeler, dernekler ve benzeri yapılanmalar kendi adını ve olanaklarını, ekibini ortaya koyarak buradan bir siyasi-ekonomik çıkar peşinde olmamalıdır.
.  Bir ülkede, dinler arasında, o dinin tarikat, cemaat ve benzeri girişimleri arasında siyasal, ekonomik ve ticari, dinsel “yarışlar, rekabet” çekişmeleri, çatışmaları, yarışlar, devleti ele geçirme tuzakları… olmamalıdır.
.   Olursa ne olur?
.   Tüm orta çağda Avrupa bu nedenden dolayı “din savaşları” geçirmiştir. Bu konuda bir incelemede bulunun, bakın araştırın…
.  Yaşadığınız topraklarda “din savaşları” çıksın, ve olanlar artmasın, yayılması… istiyor iseniz çok daha araştırma, aydınlanma yapmak ve “demokratik ve hukuksal” bilinç sahibi olmak zorundayız.
.  Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2026.02.28, SW.

.      YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapanın adı ve soyadı: