. ZOR İNSANLARLA UĞRAŞMAYIN
. Şımarık, ukala, kendini beğenmiş, dengesiz, her söze karışan, kulaktan duyma bilgilerle dolaşan.. kişilere karşı nasıl davranmak gerekir?
. Bu tür kişiler sosyal enerjiyi sömüren ve sabır sınırlarını zorlayan bir "iletişim kara deliği" gibidir.
. Bu tarz kişilere karşı en büyük davranış onlara istedikleri sahneyi sunmamaktır.
. Böyle karakterlerle başa çıkmayı sağlayacak davranışlar:
Bu kişiler genellikle tepki almaktan, insanları şaşırtmaktan veya sinirlendirmekten beslenirler.
Söylediği ukalaca söze karşı aşırı tepki verme. Sadece "Anladım", "Öyle mi?", "Olabilir" gibi kısa ve nötr cevaplar ver.
"İlgi çekici bir tepki" alamadıklarında, enerjilerini harcayacak başka bir "av" aramaya başlarlar.
Kulaktan dolma bilgilerle konuşan birini susturmanın en kibar ve etkili yolu, onu somut gerçeklerle yüzleştirmektir.
"Bu bilgiyi nereden duydun?", "Hangi bilimsel kaynak veya veri bunu destekliyor?" gibi sorular sor.
"Yanlış biliyorsun" demek yerine, "Benim okuduğum kaynaklar bunun tam tersini söylüyor, istersen beraber kontrol edelim" diyerek topu ona at. Genellikle geri adım atacaklardır.
Her söze karışan ve dengesiz davranan birine karşı nazik ama çelik gibi sert sınırlar koyman gerekir.
Sözünü keserse "Lütfen sözümü bitirmeme izin ver, sonra senin fikrini dinlemek isterim" diyerek nazikçe uyar.
Kendini övmeye başladığında konuyu hemen genel ve nesnel bir başlığa taşı. Onun egosunu parlatacak cümlelerden kaçın. Şımarıklığa prim verme:
En önemli kural şudur: Onu değiştiremezsin.
Bu karakter yapısı genellikle derinlerde yatan bir özgüvensizliğin maskesidir. Bunu bildiğinde, söyledikleri seni daha az yaralar.
Onun dengesizliği senin dengeni bozmasın.
Eğer mümkünse, bu kişiyle geçirdiğin süreyi en aza, minimuma indir.
Bu tür insanlar yakın çevrende ya da ailende ise durum çok daha zordur. İnsanın kendini koruması ve sakin, sağlıklı bir iletişim kurması zordur.
Çok açık, ilkeli ve değişmeyen bir çizgi oluşturmak gerekir.İşin en can yakıcı kısmı da bu aslında, aileden olması, yakında bulunması… Kaçıp gidemediğin, her gün yüz yüze baktığın ve "hayatından çıkarıp atamadığın" kişiler söz konusu olduğunda, strateji mesafe koymaktan ziyade psikolojik bir kale inşa etmeye dönüşmek zorunda.
Bu tür durumlarda "ilkeli ve değişmeyen çizgi" için neler yapılabilir derseniz:
Aile içindeki bu profil, en çok senin duygusal zaaflarını kullanır. Senin neye sinirleneceğini, hangi cümlenle savunmaya geçeceğini çok iyi bilirler.
O ukalalık yaptığında nabzın yükseliyorsa, o kazanmış demektir.
İçinden kendine tekrarla: "Bu onun karakteri, benimle bir ilgisi yok."
Onun dengesizliğini veya şımarıklığını bir "saldırı" olarak değil, onun bir "arızası" olarak gör.
Bir cihazın bozuk olması seni nasıl üzmüyorsa, onun karakterindeki "bozukluk" da seni "yaralamasın".
Yakın çevrede "fazla samimiyet", bu tarz insanların her söze karışması için açık kapı bırakır.
Özel hayatına, planlarına veya fikirlerine dair çok fazla detay verme. Ne kadar az malzeme verirsen, o kadar az yorum yapabilir.
"Bu konuda farklı düşünüyoruz, konuyu burada kapatalım istersen" cümlesini bir kalkan gibi kullan. Israr ederse, ortamı terk et (mutfağa git, telefonla ilgilen vs.).
İlkeli duruş, ihlal gerçekleştiği anda tepki vermeyi gerektirir; ama bağırarak değil, kararlılıkla.
"Şu an sözümü kestin ve bu kendimi değersiz hissettiriyor. Bitirmeme izin ver."
Bir gün güldüğün bir şımarıklığa ertesi gün kızarsan çizginin bir anlamı kalmaz. Her seferinde "aynı, donuk ve net tepkiyi" ver.
Bu kişilerin en büyük gücü, bizim hala onlardan "mantıklı bir hareket" veya "takdir" bekleme ihtimalimizdir.
Aile üyesi olduğu için "içten içe" seni anlamasını beklersin; ancak bu beklenti seni "hayal kırıklığına" mahkum eder.
Onun kulaktan dolma bilgilerle konuşan, kendini beğenmiş biri olduğunu ve muhtemelen hep böyle kalacağını "kabul ettiğinde", beklentin sıfırlanır.
Beklenti biterse, hayal kırıklığı da biter.
HER ŞEYİ KENDİ İSTEĞİNE VE ÇIKARINA GÖRE YAPTIRMAK İSTER.
. Çekinmeden işler verir, emirler verir. Senin her düşüncene ve işine karışır, akıl verir, yorum yapar.. Bu tür insan tipik bir "mikro-yönetici" ve "narsisistik manipülatör" karışımıdır. . Yakın çevrede veya ailede böyle biri olduğunda, kendinizi sürekli bir sınavda veya onun emrinde çalışan bir asistan gibi hissetmeniz çok doğaldır.
. Bu kişi, sınırlarını ihlal ederek kendi alanını genişletir; sen geri çekildikçe o daha fazla yer kaplar.
. Bu tür bir tahakküme karşı "açık, ilkeli ve değişmeyen çizgiyi" somutlaştırmak için şu yöntemleri deneyebiliriz:
. Sorgusuz sualsiz iş buyurduğunda veya emir verdiğinde otomatik olarak yapma eğiliminden kurtulman gerekir.
. Zaman kazan: "Şu an başka bir şeyle ilgileniyorum, uygun olduğumda bakarım" deyin. Hemen "evet" dememek, onun zihnindeki "istediğim an yaptırırım" algısını bozar.
. Sorumluluğu ona iade edin: "Bu senin sorumluluğunda olan bir iş, senin yapman daha doğru olur" diyerek topu nazikçe geri atın.
Her işine karışıp yorum yaptığında, onun bilgisini veya niyetini tartışmaya açmak yerine konuyu kapatın.
. Kısa kesin "Önerin için teşekkürler, ama ben bu şekilde yapmayı tercih ediyorum."
. Tartışmaya girmeyin: "Neden öyle yapmıyorsun?" dediğinde açıklama yapma zorunluluğu hissetmeyin. Açıklama yapmak, ona üzerinde otorite kurması için yeni kapılar açar.
Sadece "Çünkü böyle karar verdim" demek yeterlidir.
Sadece kendi işine geldiği gibi davranan birine karşı "Hayır" kelimesi en güçlü silahındır.
"Hayır, şu an bunu yapamam." Gerekçe sunduğun anda o gerekçeyi çürütmek için seninle pazarlığa oturacaktır. Gerekçe sunmazsan, pazarlık edecek malzemesi olmaz.
. Eğer kaçınamayacağın biriyse; "Ben senin bu işini yaparsam, sen de benim şu işime yardım eder misin?" diye sor.
Çıkarcı insanlar, karşılığında bir şey vermeleri gerektiğini anladıklarında geri çekilirler.
. Bu kişiler genellikle karşısındakini "pasifize" ederek kendini güçlü hisseder.
Size emir verirken dik durun, göz temasını kesmeyin ve sakin bir ses tonuyla konuşun. Telaşlı veya savunmacı bir tavır, ona istediği gücü verir.
. Bazen bir saçmalık söylediğinde veya haddini aşan bir yorum yaptığında hiçbir şey demeden sadece birkaç saniye yüzüne bakın ve sonra işinize devam edin. Bu sessizlik, "Söylediğin şeyi ciddiye almıyorum" demenin en ağır yoludur.
. KISACASI:
. Bir tartışmayı kazanmak, bazen o tartışmaya hiç girmemektir.
. Bu tür insanlar, yalnızca sınır çekebilen insanlara saygı duyarlar (ya da en azından onlardan uzak dururlar).
. İlk başta "çizgi çektiğin için" öfkelenebilir, seni suçlayabilir veya "değiştiğini" söyleyerek seni "suçluluk" hissettirmeye çalışabilir.
. Böyle oluyorsa "stratejinin" işe yaradığının göstergesidir.
. Böyle davranıp, kendini "korumaya" başladığında üzerinde nasıl bir duygusal yük oluşturduğunu göreceksin.
. En çok hangi noktada "hayır" demek seni zorluyor ise onun üzerinde daha dikkatli düşünüp, davranmak gerekir.
Ne olursa olsun her şeyden önce kendini düşünmen, kendini kurtarman gerektiğini hiç unutmamalısın.
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2026.01.28, MŞ.
. YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ: ….
(AI=YZ=Araştırma ve incelemeye dayanan değerlendirme yazım.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yapanın adı ve soyadı: