9 Ocak 2026 Cuma

ABD NE İSTİYOR

 .  ABD TÜRKİYE'DEN NELER İSTİYOR?

.  ABD ve Türkiye arasındaki ilişkiler, 2026 yılı başı itibarıyla hem köklü stratejik ortaklıkları hem de çözülmeyi bekleyen kronik sorunları içeren karmaşık bir yapıdadır.

.  ABD’nin Türkiye’den beklentilerini genel olarak “savunma, jeopolitik denge ve ekonomik uyum” başlıkları altında toplayabiliriz.

.  ABD, Türkiye'nin "eksenini tamamen Batı'ya kırmasını", Rusya ile olan askeri-ekonomik bağlarını zayıflatmasını ve bölgesel krizlerde (Suriye, İsrail-Filistin) ABD stratejileriyle daha uyumlu bir çizgi izlemesini istiyor.

.  ABD'nin Türkiye'den başlıca talepleri ve beklentileri:

1. Savunma ve S-400 Çıkmazı

.  ABD’nin en temel ve somut talebi, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini aktif kullanmaması veya elden çıkarmasıdır.

-Bölgesel Güvenlik: NATO'nun doğu kanadının güçlendirilmesi için Türkiye'nin savunma kapasitesinin Rus teknolojisinden arındırılmasını stratejik bir zorunluluk olarak görüyorlar.

-F-35 Programı: ABD, Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesi için S-400 konusundaki Amerikan yasalarıyla (CAATSA) “uyumlu bir çözüm” bekliyor.

2. Rusya ve Ukrayna Dengesi

.  ABD, Türkiye'nin Rusya ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerini "sınırlandırmasını" istiyor.

-Yaptırımların Delinmesi: Washington, Rusya'ya uygulanan uluslararası yaptırımların Türkiye üzerinden delinmemesi konusunda oldukça hassas ve bu konuda Ankara'dan daha sıkı denetim bekliyor.

-Arabuluculuk: Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşındaki arabulucu rolünü takdir etmekle birlikte, Türkiye’nin askeri ve lojistik açıdan tamamen Batı bloğuyla paralel hareket etmesini arzuluyor.

3. Bölgesel Politikalar (Suriye ve Orta Doğu)

.  ABD ve Türkiye'nin Orta Doğu ajandaları zaman zaman çatışıyor:

-İsrail İlişkileri: Washington, Türkiye'nin İsrail ile olan “gerilimi düşürmesini” ve bölgesel normalleşme süreçlerine (İbrahim Anlaşmaları gibi) daha entegre olmasını bekliyor.

-Suriye ve SDG/YPG: ABD, bölgedeki partneri olarak gördüğü SDG (Suriye Demokratik Güçleri) unsurlarına karşı Türkiye'nin askeri operasyonlarını sınırlandırmasını istiyor.

4. Ekonomi ve Ticari Kurallar

ABD, ekonomik ilişkilerde daha öngörülebilir bir zemin arayışında:

-Enerji: Türkiye'nin Rus gazına bağımlılığını azaltıp ABD'den daha fazla LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) ithal etmesi, ABD'nin enerji diplomasisindeki en büyük beklentilerinden biri.

-Pazar Erişimi: ABD'li şirketlerin Türkiye pazarındaki çalışmalarını kolaylaştıracak hukuki ve ekonomik reformların yapılması.

5. Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü

.  ABD yönetimi, özellikle Kongre nezdinde, Türkiye'den demokrasi, insan hakları ve yargı bağımsızlığı konularında “somut adımlar” atılmasını "ilişkilerin tam anlamıyla düzelmesi" için bir ön şart olarak sık sık gündeme getiriyor.

ABD'NİN İSTEKLERİ VE TUTUMU TÜRKİYE İÇİN BİR GÜVENLİK SORUNU OLUR MU?

.   ABD'nin Türkiye'ye yönelik istekleri ve izlediği politikalar, Türkiye'de hem akademik hem de siyasi çevrelerde ciddi bir "güvenlik ikilemi" olarak değerlendirilmektedir.

.   Bu durumun bir güvenlik sorunu olup olmadığı sorusunun yanıtı, “hangi alana” baktığınıza göre değişir.

.   ABD’nin tutumunun Türkiye için oluşturduğu temel güvenlik riskleri ve bu risikoların yönetilme biçimleri:

1. Bölgesel Güvenlik ve Terörle Mücadele (En Büyük Risk)

. Türkiye için en somut güvenlik sorunu, ABD'nin Suriye'nin kuzeyindeki YPG/SDG güçlerine verdiği “askeri ve siyasi” destektir.

Bu ise Türkiye için terörle mücadelede bir sorundur.

-Vekalet Savaşları: Türkiye, YPG'yi PKK'nın bir uzantısı ve doğrudan beka tehdidi olarak görürken; ABD, bu yapıyı IŞİD ile mücadelede bir "ortak" olarak tanımlıyor.

-Güvenlik Riski: ABD'nin bu bölgedeki varlığı ve desteği, Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak için planladığı operasyonlarda ABD ile karşı karşıya gelme (sıcak çatışma riski değil, diplomatik ve taktiksel engelleme) riskini doğuruyor.

2. Savunma Sanayii ve "Teknolojik Ambargo"

.  ABD'nin S-400 nedeniyle uyguladığı CAATSA yaptırımları ve F-35 programından çıkarma kararı, Türk Hava Kuvvetleri'nin modernizasyonu açısından bir güvenlik açığı riski oluşturmaktadır.

-Hava Üstünlüğü: Komşu ülkelerin (Yunanistan ve İsrail gibi) F-35 sahibi olduğu bir denklemde, Türkiye'nin “yeni kuşak uçaklara” erişiminin kısıtlanması, bölgesel güç dengesinde zafiyet yaratma potansiyeline sahiptir.

-Yerlileşme Fırsatı: Öte yandan bu durum, Türkiye'yi “KAAN” gibi “yerli projeleri” hızlandırmaya iterek uzun vadede dışa bağımlılığı azaltan bir sürece de dönüşmüştür.

3. Ekonomik Güvenlik (Finansal Silahşörlük)

.  ABD'nin ekonomik gücünü bir dış politika aracı olarak kullanması (yaptırımlar, dolar kuru üzerindeki spekülatif etkiler), Türkiye için "ekonomik güvenlik" başlığı altında bir risk olarak kabul edilir.

-Yatırım ve Kredi: ABD hazinesinin Türk kurumlarına yönelik olası “kısıtlamaları”, Türkiye'nin dış finansmana erişimini zorlaştırarak “iç güçlülüğü”” etkileyebilir.

4. Jeopolitik Yalnızlaşma Riski

.  ABD'nin Türkiye'den Rusya ile bağlarını koparmasını istemesi, Türkiye'nin "denge politikasını" sarsabilir.

-Eğer Türkiye sadece Batı'ya yönelirse Rusya ile olan enerji ve ticaret güvenliği (Doğalgaz, Akkuyu, Turizm) tehlikeye girebilir.

-Eğer tamamen Rusya/Avrasya eksenine kayarsa, NATO'nun güvenlik şemsiyesinden ve Batı pazarlarından mahrum kalabilir.

GÜVENLİK SORUNU MU, STRATEJİK REKABET Mİ?

.   Birçok uzman bu durumu "aktif bir tehdit"ten ziyade, iki müttefik arasındaki "stratejik öncelik çatışması" olarak tanımlar.

.   Ancak 2026 itibarıyla Trump yönetiminin daha pragmatik ve "iş odaklı" yaklaşımı (yaptırımların “esnetilmesi” konuşmaları gibi), bu güvenlik risklerinin diplomatik yollarla minimize edilebileceği bir dönem başlattı.

.  Türkiye, bu baskıları dengelemek için "Mavi Vatan", yerli savunma sanayii ve “çok kutuplu diplomasi” gibi stratejilerle kendi güvenlik mimarisini ABD'den “bağımsızlaştırmaya” çalışmaktadır.

.  Bu bağlamda, özellikle Suriye'deki son gelişmelerin (2026 güncel durumu) Türkiye'nin sınır güvenliğine etkilerini daha ayrıntılı incelemek yararlı olur.

.  Ana konu ise her zaman ulusal bağımsızlık ve egemenliğin korunması olmalıdır.

.  Türk Milleti ülkenin stratejik durumunun bilincinde olup, iktidara ülkenin, devletin çıkarlarına uygun yönetimleri getirmelidir.

.    Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2026.01.09, İS.
.      YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:

.  (AI: YZ destekli araştırma ve incelemeye dayanan fikirsel yazım.)

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapanın adı ve soyadı: