“BİRLİKTE YAŞAMAK” NEDİR?
. İnsanlar erişkin olduklarında kendileri için
“eş” seçerler, “aşık” olurlar, evlenebilirler ve ömür boyu birlikte “sevgi ve
saygı” içinde huzurlu bir “birliktelik” sürdürmek isterler.
. Doğru mu?
. Peki, birlikte olup, yaşayanların neden “birlikte
olduklarına” dair görüşleri neler olabilir, eşler bunların ayırdında mıdır?
. Haklısınız üzerinde durulmayan, pek de
konuşulmayan çok geniş ve derin bir konu…
. Olsun, ben yine de bu konuyu araştırıp,
yazmak istiyorum:
I)
İnsanların birlikte yaşama kararı vermelerinin ardında sayısız
motivasyon, duygu ve pratik sebep yatabilir.
. Birlikte yaşayan çiftlerin görüşleri
genellikle bu üç ana eksende birleşir: Sevgi, konfor ve pratiklik.
. Bu kararı almalarının nedeni, duygusal
bağlarını güçlendirirken aynı zamanda yaşam kalitelerini artırma arzusu
olabilir.
. Birlikte yaşayanların kendi deneyimlerine
dayanarak dile getirebilecekleri bazı “temel görüşleri” ve “nedenleri”, farklı
kategorilere ayırarak aşağıda özetleyebiliriz:
A) Duygusal ve Romantik
Sebepler
. Birlikteliğin en sık dile getirilen, en temel
dayanağı genellikle duygusal bağdır.
-Derin Sevgi ve Bağlılık: Aşk: "Onu çok seviyorum ve hayatımın
geri kalanını onunla geçirmek istiyorum. Birlikte yaşamak, bu bağlılığın doğal
bir uzantısı."
-Güvenlik ve Konfor: "Onun
varlığı bana huzur veriyor. Günün sonunda eve geldiğimde onunla
olmak, bana sığınabileceğim bir liman hissi veriyor."
-Yalnızlıkla Mücadele: "Hayatın
zorlukları karşısında yalnız olmak istemiyorum. En yakın arkadaşımın ve
sevgilimin her an yanımda olması, paha biçilemez."
-Duygusal Paylaşım: "Sadece
bir ev değil, aynı zamanda hayatın tüm küçük anlarını, sevinçlerini ve
üzüntülerini paylaştığımız bir yuva kuruyoruz."
B) Pratik ve Lojistik
Sebepler
. Özellikle günümüz ekonomik şartlarında,
pratik faydalar da önemli bir rol oynar.
-Maddi Kolaylıklar: "Masrafları
bölüşmek hayatı çok daha kolaylaştırıyor. Kira, faturalar ve diğer
giderler tek kişiye yüklendiğinde çok daha zorlayıcı oluyor."
-Kolaylık ve Verimlilik: "Ayrı evlerde
yaşarken sürekli gidip gelmek, plan yapmak yorucuydu. Birlikte yaşamak, zaman
ve enerji tasarrufu sağlıyor."
-Ev İşlerinin Paylaşımı: "Ev işleri ve
sorumluluklar (alışveriş, temizlik, yemek vb.) ikiye bölündüğünde, her ikimiz
için de daha az yorucu oluyor ve daha çok boş zaman kalıyor."
-Gelecek Planları İçin Temel: "Evlilik veya daha uzun vadeli planlar yapmadan
önce birbirimizin günlük yaşam alışkanlıklarını görmek ve uyum
sağlayıp sağlayamayacağımızı test etmek istedik."
C) Kişisel Gelişim ve Ortak
Büyüme
. Birliktelik, bireysel gelişim yolculuğunu da
etkileyen bir deneyim olarak görülebilir.
-Büyüme Fırsatı: "Birlikte
yaşamak, uzlaşmayı ve toleransı öğrenmemizi sağlıyor. Başka
bir insanın yaşam alanına saygı göstermek beni daha olgun biri yapıyor."
-Rutin Oluşturma: "Ortak
bir hayat kurmak, hayatımıza düzen ve anlam katıyor. Birlikte yaptığımız küçük
ritüeller (sabah kahvesi, akşam yemeği) bağımızı güçlendiriyor."
-Kişisel Alışkanlıkları Görme: "Birinin günlük yaşamda nasıl biri olduğunu,
sadece randevularda değil, zor zamanlarda, uykulu anlarda ve stres altındayken
de görmek gerekiyor. Birliktelik bunu sağlıyor."
Ç) Ortak Bir Gelecek İnşa
Etme
Birlikte
yaşamak, genellikle daha büyük bir amacın ilk adımı veya parçasıdır.
-Aile Kurma Hedefi: "Evlenmeye
ve bir aile kurmaya karar verdik. Birlikte yaşamak, bu hedefe doğru attığımız
ilk somut adımdı."
-Ortak Hedefler: "Kendi
evimizi almak veya ortak bir iş kurmak gibi büyük hedeflerimiz var. Bu
hedeflere ulaşmak için kaynaklarımızı birleştirmemiz gerekiyor."
II) Birlikte yaşayanların, eşlerin dikkat etmesi ve özen
göstermesi gereken temeller nelerdir?
. Birlikte yaşayan eşlerin, evli olanların
aralarındaki ilişkilerinin sağlıklı, huzurlu ve uzun ömürlü olması için dikkat
etmeleri gereken temeller, genellikle sevgi, iletişim, saygı ve sorumluluk
paylaşımı ekseninde toplanır.
. Bu dört temel, birlikte yaşayanların sağlıklı
bir ortak yaşam sürmesi için sürekli olarak hatırlaması ve pratik etmesi
gereken yapı taşlarıdır.
. Bu temelleri oluşturan ve özen gösterilmesi
gereken kilit noktalar:
Temel
1: Açık ve Etkili İletişim
İletişim, bir
evin temel direğidir.
-Dürüstlük ve
Şeffaflık: Duyguları,
endişeleri ve beklentileri dürüstçe ifade etmek esastır. Varsayımlardan
kaçınmak ve net konuşmak gerekir.
-Aktif Dinleme: Konuşmaktan
çok, eşi anlamaya odaklanmak ve gerçekten dinlemek önemlidir. Yargılamadan, söz
kesmeden dinlemek, eşin kendini değerli hissetmesini sağlar.
-"Ben
Dili" Kullanımı: Suçlayıcı
ifadeler yerine ("Sen hep...") kendi duygularınızı ifade eden
("Ben şöyle hissediyorum...") ifadeler kullanmak, savunmaya geçmeyi
engeller.
-Zamanlama: Önemli veya gergin konuları konuşmak
için doğru zamanı ve sakin bir ortamı seçmeye özen göstermek.
-Kavgadan, yüksek sesle tartışmaktan kaçınmak
gerekir.
Temel
2: Saygı ve Bireysel Alan
. Birliktelik içinde bireyselliği korumak ve
karşılıklı saygıyı sürdürmek çok önemlidir.
-Kişisel
Alan: Eşin özel zamanına, hobilerine ve arkadaşlarına saygı
göstermek. Birlikteyken bile birbirine nefes alacak alan tanımak.
-Saygı
Göstermek: Görüş ayrılıklarının ve farklı yaşam alışkanlıklarının normal
olduğunu kabul etmek. Eşi değiştirmeye çalışmak yerine, olduğu gibi kabul etmek
ve uzlaşmaya varmak.
-Eleştirinin
Biçimi: Eleştiriyi yapıcı bir şekilde ve nazikçe yapmak. Başkalarının
yanında eşi asla küçük düşürmemek veya eleştirmemek.
Temel
3: Ortak Sorumluluk ve Adalet
Ev hayatının
sürdürülebilirliği için sorumlulukların adil bir şekilde dağıtılması gerekir.
-Görev Dağılımı: Ev
işleri, fatura takibi, alışveriş gibi sorumlulukları adilce ve her
iki tarafın da kabul edeceği şekilde paylaşmak. Yükün tek bir kişiye binmesini
engellemek.
-Finansal Şeffaflık: Gelir
ve giderler hakkında açık olmak ve ortak mali hedefleri belirlemek. Kararları
birlikte almak.
-Beklentileri Yönetmek: Eşin bir görevi veya
sorumluluğu yerine getirme biçiminin kendinizinkinden farklı olabileceğini
kabul etmek ve mükemmeliyetçilik baskısı yaratmamak.
Temel
4: Kaliteli Zaman ve Takdir
İlişkinin
duygusal motorunu canlı tutmak için çaba göstermek gerekir.
-Duygusal İhtiyaçları Karşılamak: Sevebilmek,
aşkı yaşatabilmek:
Eşin
sevgi dili, onay ihtiyacı veya fiziksel yakınlık ihtiyacı gibi duygusal
ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve bu ihtiyaçları karşılamaya özen göstermek.
-Kaliteli Zaman Ayırmak: TV, telefon veya iş
gibi dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak, sadece birbirinize odaklandığınız anlar
(randevular, yürüyüşler vb.) yaratmak.
-Takdir Etmek: Eşin yaptığı küçük veya büyük
her şeyi (yemek yapmak, işe yetişmek, evi toplamak) fark etmek ve sözlü
olarak teşekkür etmek. Takdir, motivasyonu ve sevgiyi artırır.
-Çatışma Çözümü: Tartışmalarda "haklı
çıkmaya" odaklanmak yerine, sorunu çözmeye ve ilişkiyi korumaya
odaklanmak. Kavga etmemek. Öfkelenmeden konuşabilmek…
Geçmişteki
hataları sürekli gündeme getirmemek.
III)
Tüm bu durumu ve özellikle ciddiye alıp birlikteliği sürdünenlerin oranı ne
kadardır?
. Bu, ne yazık ki tek bir kesin orana
indirgenemeyecek kadar “karmaşık ve kültürel/yasal bağlamlara” bağlı bir
konudur.
Çünkü bu sorudaki
“oran” iki farklı durumu içeriyor:
1-"Birlikteliği sürdürenler": Belli bir süre (örneğin 5 yıl, 10 yıl)
ilişkisini devam ettiren tüm çiftlerin oranı.
2-"Ciddiye alanlar": Evli olmayan ancak birlikte yaşamayı (koabitasyon) evliliğe
giden bir adım, kalıcı bir taahhüt veya en az evlilik kadar ciddi bir yapı
olarak görenlerin oranı.
Türkiye gibi
geleneksel yapının ve resmi evliliğin güçlü olduğu toplumlarda, evlilik dışı
birlikte yaşama (koabitasyon) yaygınlık oranı çok düşüktür (bazı
veriler evlilik dışı doğum oranlarının düşük olmasını buna işaret eder).
Bu iki durumla
ilgili toplanan istatistikler ve sosyolojik eğilimler hakkında genel bilgiler
şunlardır:
A)
Birlikte Yaşama (Koabitasyon) ve Kalıcılık Eğilimleri
. Ağırlıklı olarak Batı ülkelerindeki geniş
araştırmalar, birlikte yaşama (evli olmadan) eğiliminin kalıcılığı hakkında
bazı önemli bulgular sunar:
1.
"Sürdürme" Oranları (Genel Kalıcılık)
-Evlilikten Daha Az Kalıcıdır: Genel olarak, birlikte yaşamaya başlayan çiftlerin
(evlenmeyen) ilişkilerinin, evlenen çiftlere göre daha kısa sürede sona
erdiği gözlemlenir. Koabitasyonların önemli bir kısmı (genellikle %50
civarında) birkaç yıl içinde ya ayrılıkla ya da evlilikle sonuçlanır.
-"Test Süreci" Olarak Görülmesi: Birlikteliği sadece "test
etme" amaçlı gören ve ilişkinin temel sorunları çözülmeden bir araya
gelen çiftlerde ayrılık oranları daha yüksektir.
-Evliliğe Geçiş: Birlikte
yaşamaya başlayanların önemli bir kısmı (ülkeye ve kültüre göre değişmekle
birlikte %50-70 civarı) bir süre sonra evlenmeyi tercih eder.
2.
"Ciddiye Alma" (Taahhüt) Oranları
-İki
Farklı Koabitasyon Tipi: Sosyologlar, birlikte yaşayan çiftleri genellikle
iki kategoriye ayırır:
-Evlilik Öncesi Basamak: İlişkiyi evliliğe
giden bir yol olarak gören, yüksek taahhüt ve ciddiyet taşıyan çiftler. Bu
çiftlerin kalıcılık ve evlilikle devam etme oranları daha yüksektir.
-Alternatif/Kolaylık: Evlilik kurumuna
inanmayan, sadece pratik veya mali sebeplerle bir araya gelen çiftler. Bu
gruptaki taahhüt (ciddiyet) seviyesi değişken olabilir.
. Bu nedenle bu ilişkinin "kalıcılık"
verileri büyük ölçüde evlilik istatistikleri üzerinden okunur.
B)
Türkiye Bağlamında Evlilik İstatistikleri
. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri
doğrudan evlilik dışı birlikteliklerin "ciddiyet" ve
"sürdürme" oranlarını vermese de, evlilik kurumunun ne kadar
sürdürüldüğüne dair fikir verir: 2023 Verisi (TÜİK)
--Evlenen Çift
Sayısı 565.435
--Boşanan Çift
Sayısı 171.881
--Boşanmaların
Evliliğin İlk 5 Yılında Gerçekleşme Oranı Yaklaşık %33,4
--Boşanmaların
Evliliğin İlk 10 Yılında Gerçekleşme Oranı Yaklaşık %64,9
. Bu veriler, resmi taahhüt (evlilik)
altında bile çiftlerin yaklaşık üçte birinin ilk beş yılda, üçte ikisinin
ise ilk on yılda birlikteliklerini sonlandırdığını gösterir.
C)
Birlikteliği Sürdürenlerin Anahtarı
. İster “evli” ister “evlilik dışı”
olsun, ciddiye alıp birliği sürdürenlerin oranı, istatistiksel verilerden
ziyade önceki soruda bahsettiğimiz temel prensiplere bağlıdır:
. Yüksek Ciddiyet ve Sürdürme Oranının
Anahtarı:
. İlişkiyi ciddiye alan, yani iletişim,
saygı ve sorumluluk paylaşımı gibi temel konulara samimi olarak özen
gösteren çiftler, yasal statüleri ne olursa olsun birlikteliklerini sürdürme
olasılığı en yüksek olanlardır.
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.11.20, İS.
. YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:
. (YZ
destekli araştırma ve incelemeye dayanan yazım.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yapanın adı ve soyadı: